“Hayrat Bir Şey”

Taşlıbahçe’yi takip edenler, sanıyorum ki “Alakır”dan da haberdardır; ne de olsa şehirden kaçma hayallerinin on beş yıl evvel vücut bulduğu, bir çift yürekle katmerlendiği bir yer Alakır.

Bizimle bağlantısı ise hem gönülden, hem de hikayeden… Bilmezsiniz ama biz Kazdağları’na yerleşmezden önce Alakır’dı ilk düşündüğümüz yer. Dostlarımız Birhan ve Tuğba’yı ziyaret ettikçe sevdiğimiz “Alakır”ımız.

İşte o zamanlardan bir anı. Yanlış hatırlamıyorsam 2005 senesi, Birhan ve Tuğba, sade yaşamlarının sade yuvaları ve ne o zaman, ne de şimdi eksik olmayan gülüşleri:

Sonra biz şimdiki yerimizi aldık, taş üstüne taş koyduk, yerleştik, ayrı düştük de ayrılmadık, gözden ırak olduk da gönülden ırak olmadık. Taşlıbahçe’nin ilk mahsüllerinin tohumları da yine oradan gelmişti, halen de aynı tohumlardan devam ettiğimiz atalık çeşitlerimiz var. Bu zaman içinde ise, atalarının kemiklerini sızlatacak işlere bulaşanlar oldu Alakır’da. Ata topraklarını HESçilere satanlar, bu toprakları ve can damarı Alakır Nehri’ni korumaya çalışan Birhan ve Tuba’ya düşman olmayı iş edinenler, asırlardır atalarının çalışıp da altlarında serinledikleri geniş gölgeli meşeleri sırf kötülükten kesenler veya kesilmesine vesile olanlar, binlerce daha başka ağacı katledenler, bunlara seyirci kalanlar…

Ve en sonunda, yıllarca süren şarkılı, sözlü, sabırlı, inatçı ve cesur mücadelenin nihayetinde, yasal olarak Alakır nehri ve vadisi, üzerindeki sayısız canlıyla birlikte koruma altına alınıp da Hes’e mahkeme kararınca “dur!” dendiğinde de bu iki insanın sularını çalanlar. Evet, tehdit ettiler, evlerinin dibinde silahla ateş ettiler, yan araziyi alıp sırf zevkten, nasıl bir zevkse, koca meşeleri devirdiler, en sonunda da üst arazilerini satın alarak sularını kestiler.

Topraklarındaki kadim kaynak suyunu, yani belki de insanlardan bile evvel akan, yüzlerce nesil boyunca da ellenmeyen bu kaynağı, ki on dört yıldır da Birhan ve Tuğba’nın içtikleri, her türlü işlerinde kullandıkları, bostanlarını suladıkları suyun kaynağını hemen gerisinden kepçeyle deşerek aldılar ve bir de alıştıkları üzere boruya sokarak, yola çıkartarak hayrat diye akıttılar. Hayırsız hayrat mı olur? Oldu işte.

Ben böyle hayrata hayrat mı derim?! Demem. Ne demeli, ne söylemeli bilmem ki?! Birhan’ın deyimiyle “Hayırsız Hayrat” mı veya “Hayrat birşey” mi? İyisi mi siz, bir ziyaret ediverin facebook sayfalarını. Benim facebook adresim, sayfam yok, o yüzden buradan yazdım kaç gündür uykularımı kaçıran bu durumu. Yalnız olmadıklarını göstermenin, bilmeyenlere duyurmanın zamanı. Herkes elden geldiğince paylaşıyor bu hayırsız işi. O kaynağın yeniden onların topraklarında kaynadığını görene kadar sağır sultanlara mesajımız var. Her türlü şiddete, kışkırtmaya, tehdide yalnızca sözle, şarkıyla ve nasıl bir sabırsa, sabırla cevap veren Birhan ve Tuğba’nın yanındayız, Biz de buradan sesleniyoruz: “Diren Alakır!”

https://www.facebook.com/alakirnehrikardesligi/

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to “Hayrat Bir Şey”

  1. Emel Çelik dedi ki:

    Evet, sosyal medyadan haberdar olmuştum “Alakır”dan.
    İnsan türünün bazılarının doğaya, yaşama ve insana karşı bu kadar acımasız olmaları, sanki kendileri bu yaşamın içinde değilmişcesine akılsızca, mantıksızca kötülükler türetmeleri ve uygulamaları, ve bu insanımsıların çoğunlukta olmasalar bile güç kaynaklarının başında olmaları ne yazık ki geri dönülmesi zor yıkımlara sebep oluyor.
    Çok üzgünüm. Birhan ve Tuğba gibi sabırlı, inatçı, cesur ve mücadeleci insanların çoğalmasını dilemekten başka bir şey düşünemiyorum.
    Sevgiler, size ve “Alakır”a.

    • taslibahce dedi ki:

      Hiç bir dönem bu denli saldırıya uğramadı Anadolu toprakları. Her şeyi kendi hakkı gören yağmacılardan kurtulmak dileğiyle. Bizden de size sevgiler 🙂

  2. günay dedi ki:

    Hep şunu düşünmüşümdür; ne yaman bir çelişkidir ki ataları toprağa bağlı, yaşam biçiminin tarımla harmanlandığı bir kültürden gelip doğaya bu kadar gaddar açgözlü ve saygısız, parayı her değerin üstüne koymak gibi bir zihniyet hangi ara oluştu? Gerçi cevabını biliyorum. Ama bu konuda öyle çok söylenecek şey var ki buraya sığmaz. Yozlaşmaktan, kendine yabancılaşmaktan başka nedir ki zaten. Ha bi de sormam gerek, sahi neydi vatanseverlik?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s