Memnun oldum Pepeçura

Bahçesinde Karadeniz’in kokulu üzümünden olanlar muhtemelen bu yazıyı iki hafta önce okumak isterdi, yine de halen hasadını yapmamış olanlar çıkabilir, olmadı –birazdan vereceğim tarifi- seneye yaparız diyenler sanırım daha fazla olacak. Hoş, bu üzüme sahip olanlar büyük olasılık Karadenizlidir ve onlar da zaten biliyordur da neyse, ben tereciye tere satmadan bilmeyenlere yazmış olayım.

Kokladığımızda öyle belirgin bir kokusu olmasa da yenildiğinde oldukça aromalı, yaprağı diğer asmalara benzemeyen, oldukça nemli ortamlarda dahi pek çok hastalığa dirençli, diğer asmalar gibi mırın kırın etmeyen kendine münhasır bir üzümden bahsediyoruz ki zaten bildiğimiz üzümlerin çoğundan başka bir türdür. Bağcılığıyla meşhur yörelerde ama sofralık, ama şaraplık olsun veya kurutmalık olsun, dikilen, bakılan bağlardaki üzümlerin hemen hepsi Vitis vinifera iken, bizim bahsettiğimiz Vitis labrusca’dır.

Orijini konusunda fikir birliği olmasa da Avrupalı ve Amerikalı botanikçilerin bildiğim kadarıyla hiç biri Karadeniz’den bahsetmez. Oysa muhtemelen gen merkezlerinden biridir Karadeniz ve hatta anayurdu olduğu da düşünülebilir ancak bu konuda yapılan araştırmalar yok denecek kadar azdır. Merak edip de araştırdığımda ise ismi sürekli karşıma çıkan Hüseyin Çelik gibi bazı akademisyenler bu türe eğilmişler ve son yıllarda pek çok bilimsel araştırmaya imza atıp yurt dışına da dertlerini anlatmaya başlamışlardır.

Batı’da birbirinden farklı isimlerle anılsa da daha çok “İzabella” ismiyle bilinen bu türün geçmişinin önümüzdeki yıllarda çözümlenmesi çok olasıdır. Şu an için, 2000 yıl önce Strabon’un Trabzon’dan deniz yoluyla Venedik’e gönderildiğinden bahsettiği şarapların bu üzümlerden mi yapıldığını bilemeyiz, ancak, yörenin iklimi o dönemlerde de pek farklı olmadığından yine neme ve yağışlara çok dayanıklı bu türün ve varyetelerinin, kültivarlarının bağlarda boy gösterdiğini düşünebiliriz çünkü yalnızca bölgeye uygun olmasıyla değil, şeker oranının yüksekliğiyle de şaraba uygundur.

Aynı türden olup da yaprak ve gövdesi, meyve aroması, kabuk ve et yapısı yönünden ortak özellikleri olan, meyve renginde ise çeşitlilik gösteren pek çok alt tür, varyete veya melezler varsa da, özellikle mavi-mor renklerin puslu bir kabukta birleştiği meyve tipi en bilinen ve sevilendir herhalde, ki tarifini vereceğim “pepeçura” da yalnızca veya en çok bu çeşitten yapılır. Aslında kabaca tarif ettiğim bu çeşidin de birbirinden farklı pek çok tipi mevcutmuş ancak konuyu dallandırmadan veya kuytuda kalan yanlarında kaybolmadan, bu üzümün Taşlıbahçe’deki serüvenine ve nihai haline, yani “pepeçura”ya geçelim.

Karadenizli değilsem de doğduğumdan bu yana bu üzümle tanışıklığım vardı. Rahmetli dedeme çubuğunu kim vermiş onu da bilmiyorum ancak bildim bileli evlerini gölgeleyen asma bu üzümdü. Çok değil, üç sene evvel, rahmetli olmadan kısa  bir zaman önce, mart ayı ortalarında ziyaretine gittiğimde asmadan birkaç çubuk kesip “hatıram olsun” diyerek vermişti. Aldım, köklendirdim, kısa zamanda çubuklardan birinin dibinden, üzerinden çıkan yapraklardan daha kuvvetlisi kökten geliverdi, hem de -göstermelik de olsa- çiçeğiyle birlikte:

Yukarıdaki fotoğrafından üç ay sonra Taşlıbahçe’nin taşlarla çevrili bir yerinden toprağa kök salmaya başladı.

O sıralar yalnızca birkaç yapraktan ibaret haliyle gölgesi yoktu ama daha sonraları gölgeleyeceği yer belliydi…

…ve sanırım o da bu iş için çok hevesliydi. Aradan iki sene daha geçtiğinde üç yaşındaki bir asma için gayet başarılı olduğu ortadaydı. Asma çardağı yetmediği gibi, burada pek seçilmiyor ama yanındaki incire de sarılıp nereye isterse oralara da gitmişti.

Salkımları da yavaş yavaş olgunlaşıyordu. Olgunlaşanların da yavaş yavaş tadına bakmaya başlamıştık haliyle.

Sonra Rize, Pazarlı bir arkadaşım ziyaretimize geldi, elinde de bir kavanoz dolusu mor renk, annesi göndermiş, “pepeçura” imiş. Nedir bu dedim, anlattı, “bizde de var aynı üzümden” diyince de annesini arayarak tarifini aldık ve denedik:

Önce, bahsi geçen bu aromatik üzümler toplanır, başka üzümlerle de veya daha başka meyve sularıyla da yapılabilir ancak yapılan bu şey hem “pepeçura” olmaz ve hem de ne yapılırsa yapılsın yakınına dahi yaklaşılmasının mümkün olacağını hiç sanmıyorum. Bu nedenle bu aromatik üzümler toplanır, saplarından tane tane ayıklanır ve bir kaba konularak yıkanır…

…Bir tencere içinde, etler kabuktan kolayca ayrılacak kıvama gelene kadar kaynatılır, belki biraz daha kaynatılır…

Kevgirden veya makarna süzgecinden veya bu işi görecek herhangi bir şeyden geçirilir…

…maksat, çekirdek ve kabukların ayrılması; bir miktar kabuk geçse de sorun yok bence.

…Bir kilo üzümün suyu için üç çorba kaşığı un ile üç çorba kaşığı nişasta ayrı bir kapta karıştırılır:

İçine bir miktar soğuk su eklenerek iyice eritilir. İsteğe göre bir miktar da şeker…

Neden bilmem, biraz da şıra karıştırılır, ki karıştırılmasa da zaten birazdan karışacaktır…

Unlu, nişastalı, sulu, belki biraz şekerli ve belki de biraz üzüm sulu bu karışım diğer kaptaki üzüm suyuna katılarak kaynamaya başlayıncaya kadar karıştırılır ve sonrasında bir tepsiye dökülür…

…veya küçük küçük kaplara… Soğuk tüketilmesi tavsiye edilir; eşsiz, benzersiz, şaşrtıcı, harikulade, bakılası, seyredilesi, tadılası bir şey… Afiyet olsun efendim.

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

8 Responses to Memnun oldum Pepeçura

  1. Hayal dedi ki:

    Bu asmanın hikayesini ilgili yazınızda okumuştum zaman meyve vereceğini merak ediyordum. Afiyet olsun. bolluğunuz bereketli olsun. 🙂

    • taslibahce dedi ki:

      Aslında ilk meyvelerini geçen yıl, köklendikten iki yıl sonra vermişti ama toplamda üç dört salkımdı ve bu salkımlar da üç beş taneden oluşmuştu, bu yıl saymadım 🙂

  2. Ayfer dedi ki:

    Nefis👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻

  3. Kerem KESEPARA dedi ki:

    Kayinvalidem uc gun once Rize de yapip getirmisti. Afiyetle yemistim:) Sordum tarif aslina uygun olmus. Ellerinize saglik. Afiyet olsun.

  4. Murat ÖZ dedi ki:

    Afiyet Şeker olsun. Sağlıkla ve huzur içinde tüketin.
    Budama mevsiminde 3-4 kök çelik rica edebilir miyim.?
    Minik üzüm bağımda 1-2 kök olursa çeşitlerim çoğalır.

    • taslibahce dedi ki:

      Teşekkürler. Mart ayında buralardan geçerseniz tabii ki, istediğiniz kadar alırsınız 🙂 Fidan olarak isterseniz internette “kokulu karadeniz üzümü” diyerek arattığınızda pek çok fidanlık çıkıyor internetten sipariş alan ve gönderen.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s