Aylardan Sonra

Biliyorum, çok zaman oldu, ara sıra açardım arayı ama hiç bu kadar olmamıştı ve hiç olmazsa dedim, yeni yıldan önce kısa da olsa bir özet iyi olur, bu niyetiyle başladım yazmaya. Takip eden arkadaşlardan da son zamanlarda epey talep olunca daha fazla tembellik yapamadım. Tembellik lafın gelişi tabii. Bu hayata başlamadan önce hayalimde rahat rahat keyif yapacağımız boş zamanlar az değildi. Öyle olmadı, derseniz ne iş var ki diye, saymaya üşenirim. Aslında yaptığımız şeylerin pek çoğuna iş denir mi bilmem. Yaşamak için uğraşıyoruz veya ne yapmamız gerekirse onu yapıyoruz. Başladığım her işi bitirdiğimde duyduğum tatminle sıradakine başlıyorum. Böyle geçiyor zaman.

Daha önceki yazılarda aldığımız yeni zeytinlik ve dere kenarındaki bahçeden bahsetmiştim. Onları da başka bir yazıda anlatacağımı yazmıştım. Yine öyle diyorum. Sonraki yazıda tanıştırırız artık. Bu yazı yine Taşlıbahçe’nin olsun. Yazı nasıl geçirdik, bahçenin yeni misafirleri kimlerdi, set işleri ne alemde?…

Yaz oldukça kuraktı. 2015 baharını birkaç önemsiz yağmurla geçiştirip kurak ve rüzgarlı bir yaza girdik. Susuzluktan daha fazla yordu rüzgar hem bizi, hem de bitkileri. Yaz bitti, eylül geldi, eylül geldiğinde yağmurlar gelirdi, gelmedi, çiğ düşerdi, düşmedi. Yağmur bulutları Yunanistan üzerinden geldi durdu, bir kısmı sağa bir kısmı sola kaçtı. Hep böyle. Ekim geldi geçti, kasım geldi ve kasım ortasında da nihayet ilk yağmur. Sonra yine güneşli, yazdan kalma günler ta ki aralık ortasına kadar. Sonra bir deli yağmur, etrafı seller götürdü. Sonra ayaz, toprak dondu, hava güneşli. Hafiften bir kar bir hafta önce, yağmasıyla erimesi bir oldu.

Böyle giderse havalar, önümüzdeki yaz ne olur bilmem. Yine de iyi kotardık bu sezonu. Eski fotoğraflara bakarken evin üst yanından çekilmiş fotoğrafına denk geldim. Daha önce de aynı açıdan öncesi sonrası yapmıştım, bir kez daha yapmanın bence bir mahsuru yok. Unutmuşum o zamanları, Eylül 2012:

1

Ve tam dört yıl sonra, Eylül 2016, aynı yer, aynı açı. O zamanların biricik narı serpilmiş, boylanmış, dala yaprağa karışmış, meyveler donanmış, yanına komşu kızı hurma gelmiş, elma gelmiş, kızılcık gelmiş, mersinler, lavantalar, sarı çiçekleriyle yerelmaları gelmiş.

2

Aynı set, depoya doğru uzanan patika bir güzel gölgelenmiş.

3

Depodan aynı yere dönüşte börülceler sarılmış sırıklara:

4

Önce sarılmışlar bir güzel, sonra da sarkmışlar neredeyse yerlere kadar. Çanakkale’nin kaybolmaya yüz tutan siyah tohumlu bir börülcesi bu. Kuşkonmaz Fasulyesi adıyla “Ana Tohum” projesinden geldi ta Amerikalardan.

4a

İçi de böyle, kara kara:

4b

Az evvel bahsettim nardan ama biraz daha bahsedeyim. Bu nar, araziyi aldığımızda da vardı, diken diken, beş altı meyveli bir nar çalısıydı. İnşaat sırasında üzdük onu biraz, sonra telafi ettik, iyi baktık, bir dediğini iki etmedik ve bu yıl o da bize teşekkürlerini iletti, hediyeleriyle dallarını bir bir sarkıttı, 76 kilo nar verdi. Maşallah, nazar değmez inşallah.

6

Ondan başka daha on küsur nar dikmiştik. Bu yıl birkaçı meyve verdi. Biri de aşağıdaki Hicaz narı. Olgun meyveyi çekmemişim ama küçüğü de dünyalar güzeli.

6a

Evin  batı yanındaki bahçe geçen yıldan farklı değildi. Farklı olan ihtiyacı olan suydu. Yaklaşık aynı mahsul için iki katından fazla su kullandık geçen yıla göre. Yalnızca yağmurların gelmemesinden veya çiğ düşmemesinden değil, en çok da rüzgarın dinmemesinden. En yakıcı güneş dahi rüzgar kadar yıpratmıyor bitkileri.

7

Geçen yıl nematod zararı gözlemlediğimiz yataklarda kadifelerin sayısını arttırdık, bazılarında da belki abarttık.

8

Geçen yıl denediğimiz yazlık sebzelerden memnun kaldıklarımızı yine ektik, onlara ilave bahçenin yeni sakinleri de oldu. Altın renkli sakız kabağı da onlardan biri, önümüzdeki yıl da severek yetiştireceğimiz bir çeşit.

8a

Yeni domateslere bir örnek: Black Vernissage. Çok verimli, hoş desenli.

9

Ve sarı bir domates. Verimli değil, rengi de bir tuhaf ama lezzetli. Önümüzdeki yıl yetiştireceğimizden emin değilim.

9a

Bu yılın en sevilen yeni domatesi Lice domatesi oldu. Verimli, dayanıklı, lezzetli. Daha ne olsun. Seneye sayısı artarak ekileceği kesin.

10

Yine Lice domatesleri, hasat edilmiş, fotoğraf çekilmiş, tencerenin kapağı açılmış…

11

Evin bir alt setinde de son yıllarda ünlenen geleneksel bir çeşit: “Maniye”

12

Bir ağaç gibi dallı budaklı, bol meyveli, al yanaklı, güzeller güzeli Maniye

13

Onun yeri de kesinleşti bahçede. Bir de şöyle bir durum var. Buraya geldiğimizden bu yana yaklaşık elli çeşit domates denedik, çoğunu eledik, on beş kadarından ise vazgeçemeyeceğimizi anladık ama bu on beş çeşidi her yıl yetiştirmemiz tohumların saflığını korumak açısından doğru olmayacak. O nedenle çok sevdiğimiz çeşitlerde de yıldan yıla rotasyon uygulamaya karar verdik. Bu durumda yeni deneyeceklerimizi de düşünürsek her yıl on çeşidi geçmemek uygun görünüyor. Bu durum maniye için de geçerli, ayrıcalık yok, ama şu hallerine bakın, kandırmak üzere…

14

devam edelim. Bulgaristan kökenli “Keçi Memesi”. Bizim karşı kıyımızda, Ayvalık’ta, tohumunu memleketten getiren, getirip de yıllardan beri yetiştiren, yetiştirip de yıllardan beri paylaşan bir ağaçlar net üyesi sevgili Akçabardak’tan gelen tohumlardan.

15

Etli, verimli, dayanıklı… İçlerinden biri de sanki sıkılmış domateslikten, biber olmak istemiş ki bu isteğinde bir hayli başarılı olmuş gibi:

16

Biber deyince, şu balık biberler, hafif acı, biraz etli, lezzetli. Balık biberin Kırlareli’den gelmiş bir kültüvarı. Yine ağaçlar net’in etkinliğinden. Kod adı “Bahçedenn”den. Bu etkinlikte tohumlarını gönüllüce paylaşan, isimlerini anmadığım herkese teşekkürler bir kez daha. Sağolsunlar, varolsunlar. Aşağıdakilerin çoğu da yine aynı etkinlikten.

17

İsot biberi. Birkaç farklı formda isot biberi yetiştirdiysek de dayanıklılığı ve verimiyle en beğendiğimiz formu aşağıdaki oldu.

18

Balık biber, isot biberi, Arnavut biberi, Maraş biberi. Olgunlaştıkça topladık, biraz daha kuruttuk…

19

Bir güzel pulbiber yaptık. Onca biberden topu topu birkaç kavanoz pul biber elde ettik ama değdi. Kapağı açıldığı vakit etrafa yayılan koku rahmetli dedemin evinin kokusuyla aynıydı. Bir ev düşünün ki içerisi her daim biber kokuyor olsun, işte öyle bir biber sevdası içinde büyüdük, elden geldiğince devam ediyoruz.

19a

Halep karası. Aşağıdakiler ilk meyveler. Sonrasında biraz daha uzun meyveler aldık, sezon sonuna kadar da devam etti hasadımız. Çok lezzetli, verimli, az çekirdekli bir çeşit.

20

Kavunlardan “Misakça” Balıkesir’in yerli bir çeşidi. Mis kokulu, yaz renkli, lezzetli.

21

Bu da en tuhaflarından biri. Iğdır’ın Melekli köyünden bir şalak kavunu. Sanki papaya. Tadı ise görsel zenginliğine tezat ki zaten yetiştirilme amacı farklı. Bildiğim kadarıyla turşuluk ve şifa niyetiyle günümüze ulaşabilmiş. Yine de bu konuda bilgisi olan varsa lütfen yazsın.

22

Irak’tan Ali Baba karpuzu. İki yıldır yetiştiriyoruz, devam da edeceğiz gibi görünüyor.

23

Bunlar da dışı beyaz…

24

İçi sarı, tohumları kırmızı, kendine münhasır karpuzlar. Anadolu’nun kaybolmaya yüz tutmuş çeşitlerinden biri. Yukarıdaki her çeşidi paylaştığımız gibi bunun tohumlarını da yine “ağaçlar net”te paylaşıma açtık. Bugünlerde etkinlik bitmek üzere.

25

Ay çiçekleri, günebakanlar, gündöndüler… Böyle bir çiçek olmasaydı da biri hayal gücüyle resmini yapsaydı en fazla bu kadar yaratıcı olunurdu. Böyle boylu poslu, koca yapraklı, güneş suratlı bir çiçek. Yeterli yerimiz olsa çekirdeğini çıtlatıp durmak için değil, sırf seyretmek için yüzlercesini ekmek isterdim.

27

Her halleri başka. İlk gençliklerinde açan çiçeklerden sonra o ağır başlı halleri bile beni benden alıyor. Yanlarına yaklaştığımda etraflarına ağır ağır yayılan kokuları da beni benden alıyor. Öyle mis kokulu olduklarından değil, onlarda tarif edemeyeceğim başka bir şey var, gündöndü tarlalarında koşturan çocukluğum da var…

28

Evet, her halleri başka. Tarladan böyle bir başı kesip kucaklayarak eve koşmak o kara çekirdekleri çıtlatmaktan kaç kez daha keyifliydi hatırlamıyorum.

29

Neyse, taş setler üst üste gelerek bize küçük küçük yeni düz alanlar kazandırırken bir yandan da bu kadar taş görmenin rahatsızlığını yaratıyor. Ama, yaz gelip de her şey yeşerince tam da hayal ettiğim gibi oluyor veya sonraki yıllar için göz kırpıyorlar. İstediğim bu. Taş setlerin ağaçlarla gölgelendiği, kabaklarla örtüldüğü, çiçeklerle renklendiği bir bahçe. Aşağıdaki fotoğraf bu hayalin küçük bir habercisi.

30

Ama, biraz daha öteye gittiğimizde her yanın aynı kıvamda olmadığı da görünüyor. Zamanı var. Bu fotoğrafta belli belirsiz dutlar, narlar, zeytinler var, büyüyecekler, boylanıp serpilecekler… Şu her yandan sarkan kabakları görmüşken onlardan devam edelim biraz…

32

Bu yılın kocamanı. 27 kg geldi. Bayramiç’in bir köyünden geldi tohumu. Bu yıl bizdeki ikinci yılı, aynı şekli koruyor. Sert etli, lezzetli, genel karakter itibariyle cüsseli bir çeşit, yetiştirmeye devam.

33

Serhat kabaklarından bazılarının kabuk dokusu muazzam.

34

Hasattan sonra daha bir belirgin görünüyor olağanüstü kabuk yapısı. İlkel, artık tarih olmuş devirlerden kalmış gibi görünen bir tuhaf, bir güzel, bir lezzetli kabak bu.

35

Ve Fransa’nın en beğenilen yerli balkabağı. İlk zamanlar neredeyse kara, kapkara bir hali var.

36

Sonra bir hafta on gün içinde o kara halinden böyle turuncu bir şeye dönüşüyor. İç boşluğu çok az, lezzetli, güzeller güzeli bir kabak kendileri.

37

Aşağıda da hasat edilmiş, güneşte kürlenen, kabuklarını kalınlaştırıp aylarca dayanmaya hazırlanan kabakların bir kısmı görünüyor:

38

Kışlık hazırlıklar tüm mevsim boyunca devam etti. Güz başından itibaren de bir ay boyunca üç günde bir hasat edilen incirler pestil ve kurutmalık olarak işlendi. 80 yıllık ata yadigarı ve ganimeti kazanda sular kaynadı, sepet içindeki incirler pek çok kez doldu boşaldı. İncirlerden devam etmeden önce şu kazan işini biraz açayım. Mussolini orduları dedemlerin köyü yakınına gelip de karargah kurduğunda dağdan inen partizanlarca basılıp dağıtılmışlar, dedem de bu kazanı ganimet olarak almış, orada uzun yıllar kullanıldıktan sonra da Türkiye’ye yanlarında getirmişler, yine uzun yıllar kullanmışlar. Sonra uzun yıllar boyunca da bodrumda kaldığını ben biliyorum. Şimdi burada, umarım daha uzun yıllar kullanmak nasip olur.

40

İncirlere dönelim, kaynar suyun içine defne ve mersin dalı atalım

41

Sonra sepetleri bir daldıralım, bir çıkaralım…

42

Kış sebzelerini unuttum. Yarın fotoğraflarını çekip eklerim desem olur belki. Bu yıl kerevizler, pancarlar, pırasalar başı çekiyor. Sebze ve meyvelerden daha başka yeni sakinlerimiz de var. Sevgili kedimizin ikizi oldu. Bu arada geçen yılki kedimiz Kına kaybolmuş, sonra cansız halini bulmuştuk, üzüldük, eve almasak da çok sevmişiz onu, bağlanmışız, aileden biri gibi hissetmişiz, sonra anladık, kedisiz kaldık, her yanı fareler, türlü haşereler sardı. Yeniden bir kedi alalım derken yine Kına gibi kendi kendine bir kedi geliverdi, bir iki gün kaldı ve gitti, bir ay kadar sonra tekrar geldi ve bir daha gitmedi. İşte aşağıdaki güzel mahluk yeni kedimiz Aşure. Yavruların henüz ismi yok, aşağıdaki hallerinin üzerinden bir buçuk ay geçti, yaramazlıkları aldı başını gitti…

43

Evet, yağmursuz, kurak, sıcak ve yağmursuz, kurak, soğuk havalarla geçiyor günlerimiz. Son ayların en keyifli iki günü de böyle yağmurlu, bulutlu, ıslak günleriydi. Diliyoruz önümüzdeki günler, haftalar ve aylar da böyle yağmurlu olsun, beni dağda bayırda yakalasın, bir güzel yıkasın, sırılsıklam etsin, çizmelerimi çamurlara batırsın da yalınayak bıraksın, pencerelerimizden girsin, çatımızdan aksın, yeterki yağsın, uzun uzun yağsın…

44

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

29 Responses to Aylardan Sonra

  1. Hayal dedi ki:

    Bolluğunuz bereketli olsun..Yağmurunuz sine, sine kararında yağsın. Toprağı suya doyursun..

  2. aerial dedi ki:

    şahane bir yazı!

  3. Yasemin dedi ki:

    Yeni yaziniz e-postama dustugunde, sanki eski bir dosttan gelen mektup gibi heyecanla okuyorum. 😊 Taslibahceniz muazzam olmus. Nasil guzel, nasil verimli. Elinize emeginize saglik.

  4. Didem Şıranur dedi ki:

    Sabah sabah yazın iyi geldi, özlemişim. Bereketiniz bol olsun, mutlu yıllar…..

  5. ygurbuz dedi ki:

    Paylaşımlarınızı özlemiştik,çok teşekkürler.

  6. Emel Çelik dedi ki:

    Yazınızı okurken birisi (çaktırmadan) beni fotoğraflasa, ya da videoya alsa. Şekilden şekile giren yüzümü ben de görsem. 🙂
    Rüzgarlı ve yağmursuz günler için hayıflanırken, sıcak ve yağmursuz günler için memnuniyetimi hatırlayarak kendime kızarken, biber olmaya özenen domatesi okuyunca yüzüme koca bir gülümseme yayılırken, bir domates sever olarak adını bilmediğim, şekillerine aşina olmadığım domateslere dikkatle bakarken, ay çiçeklerini görünce Adapazarı depreminde amcamın ayçiçek bahçelerinin içinde yattığımız günleri hatırlayarak çocukluğuma giderken, kırmızı çekirdekli beyaz karpuzun resmini yapmayı hayal ederken, o tarih kokan kocaman kazandaki incirlerin başına gelenleri merak ederken, kapkara bal kabağının on gün içinde nasıl turuncu bir hale gelebildiğine şaşırırken, bu durumu ülkemizin durumuyla benzeştirerek umutlanırken, o minicik kedileri yanımda hissederken…
    Kısacası güne güzel başlamama sebep olduğunuz için binlerce teşekkürler sevgili Taşlıbahçe.
    Sağ olun, var olun. Sevgiler.

  7. sinan özlem dedi ki:

    Müthiş olmuş her şey. Masal tadında yazınız ve bol keseden fotograflar için çok teşekkür ederiz. Her şey gönlünüzce olsun. Bizi yazısız bırakmayın.

  8. taslibahce dedi ki:

    Sağolun, varolun; birbirinden güzel yorumlarınız, dilekleriniz için çok teşekkürler. Yeni yazılardan sonra heyecenle bakıyorum gelen mesajlara, kimler var, kimler yok… Halen takip edip etmemeniz değil, bir şekilde iyi olduğunuzun işareti olarak mutluluk duyuyorum. Sizleri tanımasam da tanımış gibiyim, isminizi gördüğümde tanıdığım bir dosttan çok farklı olmayan bir hisle okuyorum ve abartmıyorum 🙂 Sizler de iyi bakın kendinize…

  9. Yusuf dedi ki:

    Bahçeniz, ürünleriniz çok güzel, tebrikler. Sarı içli karpuzlar kış karpuzu olabilir. Etleri biraz serttir. Yumuşak zeminde ya da file ile asılarak uzun süre saklanabilir. İşlerinizde kolaylıklar, yeni yılda bereketli hasatlar dilerim.

    • taslibahce dedi ki:

      Teşekkürler, muhtemelen öyle, Trakya’da çokça karşılaştığım sarı karpuzların hepsi kışlıktı. Ama dayanamadık bu yıl bekletmeye. Kısmetse seneye deneriz 🙂

  10. Kerem dedi ki:

    Ellerine yuregine emegine saglik… uzun aralar verme 🙂 ozletme bizleri. Bol yagmurlu bereketli nice guzel gunlere…

    • taslibahce dedi ki:

      Kerem sağolasın, selam söyle arkadaşlara… Buradan ayrılmayalı bir yıl bir ay oldu ama yakında gelme niyetim var oralara, görüşürüz inşallah.

  11. Ayla PAPİLA dedi ki:

    Sayın taşlıbahçe; ayvalık bölgesinde emeklilik sonrası yaşamak için internet üzerinden yer arayışına girdiğim günlerde sizi tesadüf eseri bulduğım Kasım 2014 yılından beri takip ediyorum ve de çok beğeniyorum. Bir de meyvelitepe hayranıyım. Her ikinizin de bütün yazılarınızı defalarca okudum, okuyorum. Tarım ve sade yaşam ile bir okuldan öğrenemeyeceğimiz tüm bilgileri sizlerden öğreniyorum. Aynı zaman da ağaçlar net üyesiyim ancak, çok sıkı takipçisi olamıyorum, olmak istesem de, benim gibi az yorum yapan üyeler için yazılanlar da beni daha çekimser yapıyor, sadece yazıları okuyup, paylaşımda bulunmuyorum. Çok çok özür diliyorum. Kısaca kendimi tanıtmak istiyorum; Karayolları 1. Bölge Müdürlüğünde (İstanbul) proje mühendisi olarak çalışıyorum, nasip-kısmet olursa 2017 Mayıs ayı başında emekli olacağım.Aslında ben 2016 Temmuz ayında da emekli olmak için uçak biletimi önceden almış ve31 temmuzu bekliyordum.Bir aylık yıllık iznimi (emeklilik) alıp memuriyetime son vermek üzere yaşamak istediğim yer olan Hopa’ya gidecektim, ancak darbe nedeniyle memur izinleri iptal edildi ve ben Kurumdan da bu yıl için izin alamadığım için emekli olamadım. Şimdi kesin kararımı verdim, Mayıs başında emeklilik dilekçemi vereceğim. Bunları neden anlattığımı merak ediyorsunuzdur. Şunun için; 2016 yılında emekli olacağım diye ağaçlar netten tohum talep etmiştim ve aldığım tohumları,yıl içinde belli sürelerle izin alarak tarlama ekmiştim, ancak devamında gidemediğim için bütün tohumlarım heba oldu. Bu yıl tohum talep edemiyorum, çünkü talep edebilmem için benim de paylaşımda bulunmam gerekiyordu. Tekrar tohum talep etmem için bir daha ki seneyi beklemem gerekiyor, bu da çok üzücü. Eşim de sizinle aynı meslekten, emekli öğretmen, memleketine çok düşkün olduğu için Hopa’dan ayrılamadık. 1.5 yıl önce anne dedemin, yani büyükbabamın arazilerini satın aldım. Sahile 3 kilometre, çok güzel bir yer, fındık ve çay bahçesi ile yaklaşık 1.5 dönüm kadar ekilebilir boş arazi. Aldığımda her tarafı kızıl ağaçlar ve dikenlerle kaplıydı, izin alıp, yaklaşık birikmiş 2 ay kadar iznimi 3-4 seferde alarak , Hopa ya gittim ve eşimle birlikte bu alanları temizledik.Her gece bahçemi düşünüp ona kavuşacağım günü bekliyorum. Ben yazmayı çok sevmiyorum daha doğrusu hızlı yazamıyorum bu nedenle eğer uygun görürseniz ve de sizi rahatsız etmeyeceksem sizinle telefonda (bir kerecik olsun) görüşmek isterim. Telefonunuzu vermenizde bir sakınca yoksa,önerilerinizi almak istiyorum, saygılarımla.

  12. Ayla dedi ki:

    Geri dönüşünüz için çok teşekkür ediyorum. 2017’ye dakikalar kaldı, nıce yıllara diyorum, aileniz v esevdiklerinizle birlikte taşlıbahçe’ de sağlıklı, mutlu uzun-uzun yıllar dilerim. Hoşçakalın.

  13. Cigdem dedi ki:

    Kedi yavrularına isim buldum. Sarı olan tarçın diğeri de Yama

    • taslibahce dedi ki:

      Sağolun, bizimkiler ana kız bir olup benden habersiz isim koymuşlar bile ama ben “Yama”yı çok sevdim, bir tanesi iki isimli olacak gibi 🙂

  14. ayşe dedi ki:

    sevgili taşlı bahçe sakinleri ve bize bu yazıları yazıp oradaki deneyimlerini böyle güzel bir dille anlatan güzel yürekli kardeşim öncelikle elceğizlerine ve yüreğine sağlık..ürününüz bol hayalleriniz gerçek olsun öyle güzel şeylerki bu yazdıklarınız bir nebzede olsa özlemlerim duruluyor ..umarım bir gün yolum düşer o cennnet bahçenize düşerde hasbihal ederiz gönülden gönüle..sağlıcakla kalın..bereketli bir yeni yıl olsun ve barış dolu…ayşe tekirdağ dan selamlar sevgiler..

  15. bahcedenmutfaga dedi ki:

    Güzel ürünler.

  16. bahcedenmutfaga dedi ki:

    Yorumlarım niye siliniyor

    • taslibahce dedi ki:

      Yorumlar silinmiyor, ilk mesajlarinizin gorunur olmasi icin onaylamam gerekiyor, belli bir mesaj sayisini astiktan sonra onaylamama gerek olmadan yazdiginiz gibi gorunebiliyor mesajlariniz 🙂

  17. bahcedenmutfaga dedi ki:

    Ne kadar çok tohum almışım sizden

  18. taslibahce dedi ki:

    Gule gule yetistirin, afiyetle tuketin 🙂

  19. Özkan dedi ki:

    Ellerinize sağlık hayranlıkla okudum tüm yazılarınızı darısı başımıza 🙂

  20. Elif demir dedi ki:

    İşte maniye🙂🙂 domates olarak içselleştirdiğim tek çeşit o galiba, çocukluğumun en güzel yiyeceği. Babamla her pazara gidişimizde köylülerle maniye sohbetlerimiz ve genellikle lezzetin doruğu için ağustosu beklediğimiz yazlar. Taşlıbahçe ahalisine ve çocukluğumun Karabük’üne ve Safranbolu’suna selamlar. Yazılarınızla çok şeyler öğrenmeye devam ediyorum. Paylaşımlarınız için tekrar Teşekkrler

    • taslibahce dedi ki:

      Sağolun, maniye bizim de çok sevdiğimiz bir çeşit oldu. Bizden de selam Karabük’e, Safranbolu’ya ve bu çeşidi kaybetmeyip bugünlere taşıyanlara…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s