Balkabağı ve Kar

Domateslerle kalmışız son yazıda. Başka bir deyişle yazda kalmışız; aşağıdaki gibi:

1

Oysa, yaz bahçesinin bozulması, sökülmesi, kış sebzelerinin rahatlaması ve yaz başında hasat edilecek soğan, sarımsak, bakla gibi bitkilerin ekimiyle birlikte sonbahar geleli, geçeli çok oldu. Aynı yer, aynı açı, yaz hali, kışın yaz hali:

2

…ve kışın kış hali:

DSC_2605

Bu arada, güz başında dağın arkasındaki bağlardan hasat ettiğimiz üzümlerle şarabımızı da yaptık; ara sıra içilecek bir kadeh şarap artan vergilerle bir lükse dönüşünce iş başa düştü.

3

Yukarıda sayılan işlerin akabinde aşağıya doğru bir set inşasıyla devam ettik. Her yıl bir veya iki set yapmayı veya onarmayı  görev edindim. Bu darmadağın yer, bu taşlar bir bir yerini buldu; işin çoğu bitmişken taşlar da bitti.

4

Sonra emektar nivamızla civardaki taşları toplamaya, getirmeye başladık, başka bir yazıda iş tamamıyla bittiğinde görsellerle paylaşırız.

5

Bahsettiğim bu set işi tamamıyla bitmedi çünkü yeni taşları tek tek toplamaya, aşağıya çocuk taşır gibi kucakta indirmeye başlamışken zeytin zamanı geliverdi. Bu işe, yani zeytine tam başlamıştık ki, her şeyin ters gittiği günler vardır ya, öyle bir günde kapanışı düşerek ve kaburgamı çatlatarak yaptım.

Bir süre zeytine mecburi mola vererek tekrar başladığımızda kalan zaman oldukça sıkıştırdı haliyle. Zeytin yağının bu yıl para yapmasından dolayı herkes dört elle bu işe sarılınca ekip de kuramadık ama yine de bir arkadaşla, ortak icar aldığımız zeytinliği silktik, yağımızı çıkardık.

Ve bu arada bahsetmediğimiz iki hayırlı iş yaptık.  Yaz başında küçük bir bahçeyle kış başında yeni bir zeytinlik aldık son kalanlarla. Bu yerleri başka bir yazıda anlatır, sizlere tanıştırırız.

6

Tekrar bahçeye dönelim ve sadık toprağın değişen hediyelerine bakalım.  Güz tabağımız hayli renkliydi:

7

Daha başka renkler de var. Güz başlarında kış kabaklarının hasadı da bitivermişti. Yaz ortasından itibaren ara ara dayanamayarak kullandığımız kabaklar oldu; gerisi de kış aylarının bakılası, seyredilesi, pişirilesi, yenilesi güzellikleri olarak serin bir yere kaldırıldılar; ama önce toplu bir hatıra fotoğrafı çekildiler. Aşağıda 250 kg kadar kabak var. Bu kış, yazın da olduğu gibi pazardan pek bir şey almamaya kararlıyız. Dolayısıyla göze çok gelse de temel gıdalarımızdan birini oluşturma potansiyelleri var bu kabakların. Yalnızca tatlı olarak tüketmediğimiz sanırım anlaşılmıştır. Taşlıbahçe’nin hanımı bu konuda yaratıcılığını kullanmaya başlayalı epey oldu.

8

Sıcaklar toprağın derinliklerine çekildikçe ve soğuklar ağır ağır çöktükçe her şey bir kez daha değişti. Bir küsur ay önce kadifelerle çok daha şenlikliyse de kış yatakları, gelen soğuklarla beraber şimdi aşağıdaki kadar renkli değiller:

9

Yine de keyifliler; çiçeklerin parlak, şenlikli, albenili renkleriyle yarışanlar da var; kırmızı kıvırcık marul da onlardan biri, sevgili “Lollo Rosso” ve komşusu maydanozlar:

10

Bir başka kadrajda da daha başka kış güzelleri. Gerçi bazıları buradaki marullar gibi son demlerindeydi, soğuklar iyice bastırmadan toplanmalı veya örtü altına alınmaları gerekiyordu.

11
Kış sebzelerinin serpildiği beş yatak varsa da yalnızca birini, en katmerlisini seçtik…

12

…ve örtü altına almak için çöpten topladığımız PVC su boruları ve eldeki dallarla basit bir yapı oluşturarak…

13
…yağmurun hiç dinmediği ve aynı zamanda kar yağışının hemen öncesi olan günde naylonla kapatıverdik. Hemen yanındaki yatağı da iki teneke kovanın üzerine boylu boyunca yerleştirdiğimiz merdivenimizi örterek alçak bir tünel seraya dönüştürdük. Kalıcı bir serayı halen düşünmüyoruz; belki daha sonraları diyoruz, diyorduk ve…

14

…artık düşünsek iyi olur gibi. Yani daha sağlam kalıcı bir sera olsa fena olmaz sanki. Açık olduğumuz lodos değil de kapalı olduğumuz poyraz yaptı bu işi:

DSC_2602

Neyseki marullar dışında zarar görenler olmadı, kar bir battaniye gibi örttü, korudu onları. Geriye kalan yataklardaki sebzelerin ise bir kısmını hava durumunu takip ederek şiddetli don öncesi hasat ettik, depolamaya uygun olanları depoladık, uygun olmayanları eşe dosta dağıttık, az bir kısmını da açıkta bırakarak teste tabi tuttuk. İlk donlardan sonra açıkta kalanların çoğu ayakta ve sağlamdı; Bir miktar marul, karnabahar ve turptan başka verdiğimiz kayıp olmadı. Bu saydığım sebzelerden de bir kısmı hayatta. Onlarla birlikte halen, kışa dayanıklı bir takım sebzeleri açık alandan toplamaya devam ediyoruz, dayanamayanlar da örtü altından almaya bir süre daha devam edeceğiz gibi görünüyor:

15

Pırasayı hiç bu kadar sevmedim ve tüketmedim. Askerlikten sonra onu tekrar seveceğimi tahmin etmezken bu eski dostla yeniden haşır neşir olduk. Mutfakta sıklıkla kullanılan sebzelerden oldular. altı-yedi kadar pırasayı yaprakları dahil ince ince kıydıktan sonra…

16

Bir tava içinde zeytinyağda kavuruyoruz. Soğuduktan sonra içine altı yedi çorba kaşığı yoğurt ve isteğe göre biraz da peynir karıştırarak iki veya üç yumurtayla beraber çırpıyoruz. Elde açılan yufkaların arasına bu iç malzemeyi yayarak bir tepsiyle birlikte doğruca şiporenin (Balkan ağzıyla kuzine) fırınına. Peynir hariç annemden bir Arnavut böreği tarifi bu; tabii ki onun börekleri gibi olmuyor ama olsun…

17

Soba Ekim ortasından bu yana yanıyor ama bugünlerde daha bir iştahlı.  Anlaşıldığı üzere kış geldi yine. Ocak ayının ilk günleri gelen ilk kardan sonra iki hafta soluklanan dağlar ocak ortasında bir kez daha ak pak oldular, derken silkindiler, soğuk nefeslerini aşağılara üflediler. Ve biz buradaki ikinci kışımızdayız; henüz kesin bir şey söylemek için erkense de geçen yıla göre daha hafif geçiriyoruz, en azından şimdiye kadar. Evet, kar yağdı, don yaptı, İngiliz anahtarıyla yakınlığımız arttı ve şu anda bu yazıyı öyle bir günde yazıyorum. Az evvel dışarıya bakıp bir fotoğraf çektim, yine kara kış, yine soğuk ama geçen seneki gibi yabani ve vahşi değil; daha mülayim.

18

İlk kez lapa lapa yağışını izledik, sakin, rüzgarsız, yaprak kıpırdatmadan yağdı, dalları da, dağları da sardı, süsledi; evimiz ayrı bir güzel göründü. Ve içimiz rahat; bu evin canlıları kışlık hazırlıklarını yaptı…

19

…Kış için palamut, ceviz ve daha başka şeyler toplayan kemirgenlere artık daha yakınız. İki küfe kuru incir, rengarenk kabaklar, dağdan topladığımız ve şu an itibariyle az kalmış kestaneler, kuru baklalar…

20

Kuru incir tarifini iki yıl evvel vermiştik. Bu yıl incirlerimizden pestil de yaptık. Beş kilo incirin kabukları soyulduktan sonra bir tencerede bir taşım kaynattık. İçine bir su bardağı un ilave ettik ve el blendırıyla yarı akışkan bir kıvama getirdik. Arkasından hafifçe yağladığımız tepsilere döküverdik ve kendiliğinden yayılmalarını izleyerek üstlerini börtü böceğe karşı tülle kapatarak güneşe çıkardık.

Eylül güneşinde günde bir ters yüz ederek iki-üç  günde kurudular. Sonrasında içeriye alarak birkaç gün de gölge yerde beklettik ki nem kalmadığından emin olalım. Sonrası gayet güzel. Böyle olunca sezon boyunca birkaç günde bir bu işe devam ettik.  Kışa kadar da dokunmadık. Artık günden güne azalmaktalar.

21

Kış gecelerinde izlenecek filmlerin yanında patlamış mısır elbette iyi olur, fotoğraf eylül ayından; şu an itibariyle birkaç filmlik mısır kaldı; seneye daha fazla yetiştirmek şart oldu:

DSC_2070
Kiler gibi kullandığımız üst holün bir köşesinde de zeytinyağ. Çıkardığımız yağın 60 lt’sini kendimize ayırdık. İçi gıda polietileni kaplı fıçıdalar. Önümüzdeki yıl hayalimizi gerçekleştirirsek krom bir tankta olacaklar.

22

Bir dolapta ise domatesin kurusu, sosu, salçası, ketçabı, sonra acısıyla tatlısıyla turşular, konserveler, ve biraz da reçeller…

23

İşte son haberler aşağı yukarı böyle. Bahara kadar yarım kalan setin tamamlanması, arazinin bir kısmının telle çevrilmesi, tarım alet edavatı için küçük bir deponun inşası, tohum ekimi, fideleme, yatakların hazırlanması, yeni setin uygun yerlerine yeni fidanların dikilmesi, yeni bahçeyi kaplamış olan böğürtlenlerin sökülmesi, etrafının çevrilmesi, zeytinliğin budama işleri gibi planımızda olanlar ve olmayanlarla kışı geçireceğiz gibi görünüyor…

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

24 Responses to Balkabağı ve Kar

  1. neslihan dedi ki:

    Her şey muhteşem görünüyor Volkan ve de çoook imrenilesi, okurken bir gün bizde bunları yaşama geçirebiliriz umarım diye düşündüm, her daim sevgiyle.

  2. Hayal dedi ki:

    Nerede kaldı yeni yazı diye bakınıp duruyordum 🙂 Maaşallah herşey harika görünüyor… Yeni bahçeniz ve zeytinliğiniz hayırlı uğurlu olsun.

  3. Didem Şıranur dedi ki:

    Volkancım, öncelikle geçmiş olsun, seni son gördüğümde iyiydin. Kolaylıklar diliyorum, Yazsam benim de senin kadar işim çıkar ama ne kadar farklı iki dünyada yaşadığımızda ortaya çıkacağından vazgeçtim. Mandıra filozofuna selam olsun… Bayılıyorum o filme. Beverly’e çok selamlar….

    • taslibahce dedi ki:

      Sağolasın Didem hocam. Görüstüğümüzde neredeyse iki ay geçmişti kazanın üzerinden. Şimdi iyice iyileştim 🙂 Kolay gelsin, bilmem mi 🙂 Mandıra Filozofunu halen izlemedim, en kısa zamanda izlerim…

  4. ozgur yuksel dedi ki:

    Volkan bey merhaba,
    Bahçeden ve zeytinden vakit bulamamışsınız.Ama bu sene mantar mevsimi çok bereketli geçti.Çivarınızda hiç mantar arama şansınız oldu mu?

    • taslibahce dedi ki:

      Mantar mevsimi bu sene burada tam tersi çok bereketsiz geçti. Tam sezonunda havalar kurak geçti. Neyse ki sezon başında yağışların hemen arkasından bol bol sezar mantarı toplayabildik. Şemsiye mantarları bu yıl coşamadı, az miktar topladık. Kanlıca da azdı, yine de ihtiyacımız kadarını toladık. Bir de burada tuz mantarı diyorlar, yeryaran veya hırtı diyen yerler de var, neyse bu mantar çoktu ama ona pek yüz vermiyoruz…

  5. Erkan dedi ki:

    Geçmiş olsun. Arnavut böreği fikri iştahımı kabarttı. Annem de çok güzel yapar.

  6. Engin Sönmezoğlu dedi ki:

    Muhteşemsiniz,güzel dostlarım.

  7. Emel Çelik dedi ki:

    İyice meraklanmaya başlamıştım ki, yazınız çıka geldi.
    Öncelikle çok geçmiş olsun. Yaptığınız işler kolay işler değil, dikkatli olmak gerek. Yeni bahçe ve zeytinlikle işleriniz daha da bir artacak gibi görünüyor. Ama sevgiyle yaptığınız için bütün işlerin üstesinden geleceğinizden eminim.
    Karlı fotoğraf çok güzel. Gerçekten de eviniz çok hoş görünüyor.
    Pırasalı böreği de ilk fırsatta deneyeceğim. Teşekkürler. 🙂
    Sağlık ve sevgiyle kalın.

    • taslibahce dedi ki:

      Teşekkürler Emel hanım;
      börek için şimdiden afiyet olsun ama annem yazıyı okuyunca bir ek ve düzeltme gerekti. Mayalı hamur tavsiye ediyor yufkalar için. sekiz pırasaya en az 8 kaşık yoğurt ve üç yumurta ister dedi. Aynı olmamasının nedeni de belki budur. Yukarıdaki tarifi düzeltmem gerekecek 🙂

  8. Nalan dedi ki:

    Habersiz bırakmayın ne olur. Zevkle okuyorum, daha da güzel olsun önümüzdeki günler.

  9. Levent MASA dedi ki:

    yazılarınızı okumak bizim gibi şehirde sıkışıp kalan insanlar için resmen terapi. imrenerek okudum, ilerde sizin gibi bir hayata sahip olmak için hayaller kurdum. lütfen daha sık yazın, ellerinize, emeklerinize sağlık:)

  10. Ozlem ozciftci durgun dedi ki:

    Volkan öğretmenim ben Semih. Sizinle konuşmak istiyorum. Telefonunuzu bilmiyorum. Anneme mail atabilirmisiniz. Semih Bender

  11. Ozlem ozciftci durgun dedi ki:

    Volkan hocam merhaba mailinizi sabırsızlıkla bekliyoruz. Kolay gelsin.
    Ozlem

    • taslibahce dedi ki:

      Merhaba, daha o gün gönderdim, ben de telefonunuzu sabırsızlıkla bekliyordum:) Mailinizi kontrol etmek istedim, bulamadım, tekrar gönderir misiniz, belli ki yanlış bir adres yazdım…

  12. Ozlem ozciftci durgun dedi ki:

    Volkan hocam merhaba,

    ozlembender@yahoo.com

    Mail adresimi görebildiğinizi sanıyordum. Benim yazmam gerekirdi kusura bakmayın.
    Kolay gelsin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s