Kuraklığa İnat: “Deşti”

Su… Bir kaynak, bir dere, ya nehir, ya da göl… İlla ki su. Bir dere kenarı, köylerin canı, cananı; bahçeler buraya yapılır, tohumlar ekilir, fideler dikilir, karıklar açılır, sulanır, sulandıkça büyür her şey, çiçeklenir, meyvelenir, hasada gelir. Toprak suya doydukça bereketlenir, hediyelerini saçar, sere serpe, dallı budaklı, elma yanaklı…

Ya suya hasret kalanlar; onların derdi çekilir dert midir? Taş üstüne taş, toprak kuru, güneş kavuruyor, kertenkelelerin bir ayağı yerde diğeri havada, yanmasın diye ha bire değiştiriyorlar ve sonra yana yana fırlayıveriyorlar köşe bucağa bir sesin korkusuna;  ses bizler için tanıdık, hoş bir ses bile denilebilir; çapa sesi bu; kuru toprağı çapalayanlar var, sonra kertenkele yeşil bir öbeğin gölgesine kaçıyor, yapraklardan mis gibi bilindik bir koku yayılıyor, bir tırtıl da üzerine çıkmış, bir böcek meyvesini adımlıyor, meyve kıpkırmızı, lezzetli: Bir domates! Ama ne işi var bu kızgın toprakta? Bir yudum suya hasret kala kala mı öğrenmiş susuz yaşamayı?

DSC_1631

Bu yazı, kulağa imkansız gelen bu domateslerle, susuzluğa inat yaşamayı öğrenmiş keçi mizaçlı bu domateslerle ilgili. Kimi yerde “kurak”, kimi yerde “deşti”, kimi yerde de “çeşniye” denmiş onlara veya böyle susuz yetiştirme yollarına. Aslına bakılırsa bir tek domates de değil; kavun, karpuz, bamya, tütün gibi daha başka türler de var. Kimileri şaşırtmaz, hasatları yaz başına veya ortasına gelenlere alışığız zaten, buğday gibi kuru tarım bitkileri de bunlara örnek, bakla, nohut, mercimek ve daha başkaları da örnek, alışığız ki dediğim gibi hasatları çoğunlukla yaz başına denk gelenler onlar ama bilhassa domates gibi bir bahçe gülüne, bülbülüne böyle kurakta, yaz boyunca damla su verilmeden, yaz sonuna doğru meyve verdirten ne oldu acaba?

Kurakta yetişen bu yaz meyvelerinden domatese eğiliyoruz. Diğerleri de aşağı yukarı aynı yöntemlerle yetiştiriliyor; belki başka bir zaman da onlarla ilgileniriz. Anladığımız veya çıkardığımız şey bu yönde terbiye görerek şekillenmiş, evrimleşmiş tohumlarla bu tohumların terbiye yolu birlikte ilerlemiş, tek vücut olmuş. Zamanında bizim köyde de “çeşniye” adıyla yetiştirilirmiş; kalmamış bu tohumlar, yok olmuş. Bu nedenle, bu yıl hem Isparta’dan(Isparta Kurak Domates), hem de Adıyaman’dan (Deşti Domates) gelen kurakçıl çeşitlerle deneyim kazandık, gözlem yaptık. (Deşti domatesleri özenle yetiştiren, gözleyen, paylaşan dostumuz Adıyamanlı Zeki bey kaç sene evvel “Ağaçlar net”te tanıtmıştı detaylarıyla bu çeşidi ve yöntemleri; tohumlar da kendisinden geldi; teşekkürler. Ispartalı olmasa da bir akrabalarından edindiği kurak domates tohumlarını bize ulaştıran Gökhan’a da teşekkürler…)

Normalde sulu tarım bitkisi olan domates, kurak yörelerde mecburiyetten az suya alıştırılmış ve belki susuz ortamda kendiliğinden çıkanlar gözlemlenmiş, taklit edilmiş… Belki de her iki yolla susuzluğa dirençleri keşfedilmiş ve bilerek veya bilmeyerek bu yönde nesiller boyunca terbiye görerek kuraklığa, susuzluğa uyum sağlamış çeşitler gelişmiş.
Fizyolojileri tam olarak nasıl işliyor bilmiyoruz. Yüzeyden kuruyan toprağın nemi daha derinlerde kaldıkça kökler de daha derinlere iniyor ve sulu yetiştirilen domateslerin yüzlek köklerinden çok daha farklı derin bir kök sistemi oluşturuyor olmalılar. Veya hava nemini kullanma yetileri de diğerlerine göre daha gelişmiş olabilir. Bu kıvama gelinceye kadar nesiller boyu yaşadıkları kuraklık ise bu koşullara dirençlerini kazımış, kodlamış olmalı genlerine.

Günümüzde de herhangi bir domatesi bu yönde terbiye ederseniz muhtemelen üç beş sene içinde kuraklığa dayanıklı çeşitler oluşturabilirsiniz. Ama, bilinmeli ki bu bitkiler sulu yetiştirenlere göre daha az sayıda ve daha az ağırlıkta meyve vereceklerdir. Tohumları Isparta ve Adıyaman’dan gelen tohumlardan yetiştirdiğimiz bitkiler yalnızca bir kez meyve verdiler ve hasat süreleri iki-üç hafta içerisinde bitiverdi. (Sonbahar yağmurlarından sonra yeniden çiçeklenip meyve bağladıysalar da kızartamadan soğuklar geliverdi; onları saymıyoruz.) Bitki başına ortalama 500 gr meyve alabildik ki diğerlerine göre çok az ancak susuz topraklara sahip olup da domatesini kendileri yetiştirmek isteyenler için dönümde 500 kg domates fena sayılmaz, ki yerine göre bu miktar artabilir; bizim burada üç buçuk ay bir damla yağmur düşmedi!

Yöntem önemli. Biz bu çeşitlerin memleketlerindeki yetiştirme geleneğini uyguladık. Fideleri yetiştirme süreci diğerlerinden farksız, aynı yöntemler. Farklılık dikimlerinde ve sonrasında. Metrekareye bir bitki. Amaç bu alandaki tüm suyu bu bitkinin kullanımına bırakmak.

Gelelim dikim aşamasına ve dikim çukurlarına. Fideler yaklaşık bir karış boylandığında dikime hazır hale gelir. Hemen yukarıda da belirttiğim gibi metrekareye bir çukur düşecek şekilde yaklaşık 25 cm derinliğinde ve eninde açılan çukurlara…

1

bir-iki avuç gübre attıktan sonra…

2

…çukurları ağzına kadar suyla doldurduk.

3

Su tamamen emildikten sonra fide dikimini yaptık ve…

4

…etrafını toprakla kapattık, bir de üzerinden etraflıca can suyu verdik.

5

İki hafta sonra gelişimleri gayet iyiydi; bitki biraz daha gelişince boğaz dolgusu ve çapa yaptık. Tüm sezon boyunca on günde bir çapaya ve ot temizliğine özen gösterdik. Dikim alanında başka bitki bırakmamaktaki amaç bu alandaki tüm suyu bu bitkinin kullanımına vakfetmek.

Çapalamak, toprağı havalandırmanın yanı sıra diğer bitkileri belli aralıklarla yok etmenin de pratik bir yolu. Toprak kabuklanmışsa çapa yoluyla bu kabuğu kırmanın içerideki nemi dışarıya bırakmaya yol açması da muhtemel bir çelişki ancak şu an bu çelişkiyi çözümleyecek deneyimimiz yok.

6
Can suyundan sonra iki kez yağmur yağdı, ardından kurak geçen yaz mevsimi boyunca bir kez dahi sulanmadılar, ki bahsi geçen bu kuru zaman üç buçuk ay sürdü. Etraflarında sulanan herhangi bir meyve fidanı da yoktu ama buna rağmen dikimden iki buçuk ay sonra ilk meyveler kızarmaya başladı. Aşağıda görünenler Isparta’dan gelen tohumlar.

7
Bunlar da Adıyaman’dan gelenler:

8

Sonra kızardıkça kızardılar, bir güzel, bir lokmalık domates oldular; kuru toprakta mikro aleme vaha oldular:

9
10
Meyve ağırlıkları ve sayıları iki çeşit arasında farklılık gösterdi. “Isparta Kurak”ta 20 gr ila 50 gr arasında değişti. Dilim dilim yapısıyla içlerinden birinin fotoğrafı çekilip de gösterildiğinde o çok bilindik iri köy domateslerinden sanılır:

11

Oysa olsa olsa sarımsakla boy ölçüşebilir; tamam, sarımsak irice, ama yine de olduğundan büyük gösteren, şekli şemali, hali tavrıyla olgun bir imaj sahibi kendileri:

12

“Isparta Kurak”ta formların çoğunlukla aşağıda da görüldüğü gibi basık ve dilimli olmasına karşılık…

13

“Adıyaman Deşti” de yuvarlak formlar da az değildi. Küçük olanlar hafif basık, büyük olanlar ise basık ve kimi zaman hafif dilimliydi. Bu arada küçük dediklerimiz 15-20 gr civarında iken, büyükler ise en fazla 35 gr’lık meyvelerdi. Adıyamanlılar Ispartalılara göre daha küçük ancak daha fazla sayıda meyve yaptılar. Toplamdaki ağırlık ortalamaları ise Ispartalılardan  %20 fazla oldu.

14

Her iki çeşit de kırmızı renkte, bol çekirdekli, asitli, hafif ekşimsi tada sahiptiler:

15

Meyve verimi bir kez oldu, meyvelerin çoğu aynı hafta içerisinde, bir kısmı da sonraki iki hafta içerisinde olgunlaştı. Bitki başına ortalama 450 gr meyve alındı. Max: 680 gr. Farklı iklim ve toprak koşullarında verim değişebilir ancak azalacağını sanmıyorum. Yaz yağmurları olan yerlerde verimin ve meyve ağırlığının artması kuvvetle muhtemeldir. Aynı tohumlar sulu yetiştirildiğinde ufak-orta boy meyveler verdiler ve tüm sezon boyunca hasat devam etti. Böyle yetiştirilenlerden ise bitki başı ortalama verim 10.5 kg civarındaydı; 500 gr ve 10500 gr. Su farkı.
Bu arada ister “deşti” usulüyle, yani susuz yetiştirilsin isterse sulu yetiştirilsin, bu çeşitler susuzluğa dayanıklı oluşlarının yanı sıra hastalıklara da çok dayanıklılar, daha doğrusu bağışıklıkları güçlü olduğundan olmalı, hiçbir hastalığa yakalanmadılar. Ne çiçek burnu çürüklüğü, ne güneş yanıklığı, ne erken yanıklık, ne de geç yanıklık gibi diğer domateslerde sıklıkla görülebilen hastalık veya sorunlara rastlamadık. O halde sağolsunlar, varolsunlar…

15

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

36 Responses to Kuraklığa İnat: “Deşti”

  1. ozgur yuksel dedi ki:

    Canım domates çekti.Bir parça ekmek biraz tuz .Ne güzel olurdu.

  2. Hayal dedi ki:

    Ben bu güzel deneyimleri sizin anlatımlarınızla yaşıyoruz. Teşekkürler 🙂

  3. sinan hacıoğlu dedi ki:

    Ellerinize sağlık. Hem yetiştirdikleriniz hem de yazdıklarınız için..

  4. esin. dedi ki:

    İnanılmaz keyifli bir bahçe olmuş..hasat size yorgunluğunuzu unutturuyordur..yorgunluk diyorum bu yaz küçük bir bahçe kazmaya çalıştım çok vaktimi aldı.ektiklerimden verim de alamadım:)çok amatörceydi zaten.Ellerinize sağlık afiyetle tüketin..

  5. Emel Çelik dedi ki:

    Yeni bir domates çeşidi öğrendik sayenizde. Çarşıda, pazarda Deşti’ye rastlasak ne olduğunu, nasıl yetiştiğini bileceğiz artık. 🙂 Domatese ayrı bir düşkünlüğüm vardır. Yaz boyunca en az üç çeşit domatesim hep bulunur buzdolabımda. Bu konudaki doyumsuzluğumu eşim her fırsatta eleştirir. Bir bu sebzenin (meyvenin) tadına doyamıyorum, bir de Taşlıbahçe’nin yazılarına. 🙂

    “kertenkelelerin bir ayağı yerde diğeri havada, yanmasın diye ha bire değiştiriyorlar” böyle bir anlatım başka yerde var mı? 🙂
    Beni keyiflendirdiniz, sizin de keyfiniz bol olsun sevgili Taşlıbahçe ailesi. (Bu aileye, bize tanıttığınız her şey ve kertenkeleler dahil) ❤

  6. taslibahce dedi ki:

    Yorum yazan arkadaşlar, çok teşekkürler, yorumlarınıza, iyi dileklerinize, ilginize, sevginize…

    • halil27 dedi ki:

      Bu domatesin ortalama verimi ne kadar acaba,öğrenebilir miyiz?

      • taslibahce dedi ki:

        Değişken; ilk yıl bir buçuk karış altı kaya olan bir yerde denedik yarım kg civarında ürün aldık, daha sonra derin topraklı bir yerde denedik 1.5 kg civarında ürün aldık. Toprağın yapısı, su tutma kapasitesi önemli. İklime, yağış rejimine, ısı toplamına, güneşlenme süresine, rüzgara göre de değişecektir. Bizim burada yazlar oldukça kurak.

  7. seyfi2015 dedi ki:

    Sayın yönetici, öncelikle paylaştığınız bilgiler için çok teşekkür ederim. İsmim seyfi. Ankarada ikamet ediyorum ve deşti domates üretimi yapmak istiyorum (biraz susuz arazim var). Bana bu konuda yardımcı olabilirseniz memnuniyet duyarım. Sizin için bir mahsuru yok ise Seyfifurkan@gmail.com adresime iletişim bilgilerinizi atabilirseniz sizinle telefonda görüşmeyi çok isterim. Saygı ve sevgiyle…

  8. ilknur kelso dedi ki:

    bu sene bostanımda yaşadığım damlama borusu çilesinden sonra ben de ilgi duymaya başladım susuz yetiştiriciliğe 🙂 bu ara “Toprak kabuklanmışsa çapa yoluyla bu kabuğu kırmanın içerideki nemi dışarıya bırakmaya yol açması da muhtemel bir çelişki ancak şu an bu çelişkiyi çözümleyecek deneyimimiz yok.” demişsin… Malç denemediniz mi?

    • taslibahce dedi ki:

      İlknurcum selam; deştilerde üç buçuk ay damla susuz kalan toprakta malçın bu yönde bir faydası olacağını sanmam. Denemedim ama biçilmiş otların altında kalan toprağın kabuğunun-yüzeyinin oldukça sert olduğunu sürekli gözlemliyorum. Bu taraflara gelecek misiniz hiç; biliyorum Ahmet’lerde kalırsınız ama bize de bir uğrayın, seviniriz 🙂

      • ilknur dedi ki:

        canım pek sık gelemiyoruz malesef, tom zaten hiç çıkmıyor burdan mecbur olmadıkça… ben de hem sizi görmek hem de bahçeni ziyaret etmek istiyorum çok… malç o kadar uzun süre nemi tutamaz tabii ama en azından sıcaktan kavrulmasını önler, yani toprak sıcaklığını düşürür, yerden yansıyan ısıyı da azaltır… böceklere yuva olup nemin derinlerden yukarı çıkmasına da yardımcı olur ve çürüdükçe o kabuğu da yumuşatır diye düşünüyorum… ama en az 15 cm kalınlıktan bahsediyorum… ben çapalamanın nem tuttuğunu değil de sulama yapınca üstten akıp gitmesin toprağa işlesin diye yapıldığını biliyorum, bir de otları büyümeden öldürmek için… ama bu susuz yetiştiricilik konusunda hiç bilgim yok o yüzden hipotetik konuşuyorum, eminim deneye yanıla en kısa zamanda sen çözersin sırrını 🙂

  9. taslibahce dedi ki:

    Yine de kalın bir malç tabakası denenebilir ama yukarıda alıntıladığın cümledeki çelişki yine de duruyor. Geleneksel tarımda çapalamanın toprak nemini tuttuğu yönündeki bilgi veya inanıştan bahsediyorum. Bu doğru mudur gerçekten ve doğruysa toprağın bağladığı kabuğun alttaki nemi tuttuğuna dair gözlemlerimi veya bu yöndeki bilgileri nereye koyalım. Çelişki dediğim ve çözemediğim şey bu. Yoksa daha başka yöntemlerle bu sorun çözülebilir ama bahsettiğim şey buydu 🙂

    • ilknur dedi ki:

      bence de çapalamanın nemi tutma ihtimali yok, çapalama yapınca sulama ya da yağmur, çiy vs.. toprağa daha iyi işliyor olabilir, bir de yumuşak toprakta kökler daha rahat gelişiyor olabilir, dolayısıyla bitkiye iyi geliyor gibi görünüyordur, tıpkı toprağı sürmenin iyi görünmesi gibi…

      • Adnan Öztaş dedi ki:

        Öncelikle bir ara bloğunuzu zevkle takip, sonra nasıl olduysa unutan, şimdide deşti ürünleri ararken yeniden bulup sevinen biri olduğumu söyleyeyim.

        Merhaba!

        Toprak bol suya maruz kaldıktan sonra bu suyun süzülmesi sonrasında derinlere inen kılcal borucuklar oluşuyor. Ve su miktarı azaldıkça bu borucuklar, suyun buharlaşarak toprak sathına ulaşmasını hızlandırıyor. Çapalama ile yüzeyde su kaybı artıyormuş gibi görünse de, toplamda kaybedilen su azalıyor.

        Çapalı veya çapasız, toprağınızın suyu eksik olmasın.

        İyi günler.

  10. taslibahce dedi ki:

    Teşekkürler, çok ilgimi çekti, konuyla ilgili detaylı bir kaynak var mı önerebileceğiniz?

  11. taslibahce dedi ki:

    Bu arada, deşti tohumları “agaclar.net” adresinden paylaşıyorum bu sıralar.

  12. Mehmet dedi ki:

    Emeğinize sağlık , yaptıklarınız kadar paylaşımlarınız da çok güzel. Hemşehrim zeki beyin “DEŞTİ DOMATES” diye adlandırdığı BEJ olması gerekir. Deşti kelimesi ova (sulu yerler) için kullanılan bir kelimedir. Bej ise susuz, yetiştirilen türleri ifade eder. Domates için kullanıldığı gibi tütün-karpuz-kavun-bamya-susam vs bitkiler için de kullanılır. Her iki kelimede kurmanç (Adıyaman Kürtçesi) ca dır. Aynı domates ten bende yetiştiriyorum. Dilerseniz eski Adıyaman karpuzu (dışı siyaha yakın içi çokça çekirdekli) Adıyaman bal kavunu , susak (su kabağı uzun saplı) Adıyaman folklor ekiplerinde kullanılan su kabağı ve siirt ten getirdiğim Petiğ (ekşi kavun ananas tadında) tohumlarından gönderebilirim su kabaklarının dışındakiler BEJ 🙂 olarak yetiştirilebilir. Zivzik narı seçiminizde mükemmel bende ektim tadı muhteşem.

    • taslibahce dedi ki:

      Çok sağolun. Hemşehriniz de “bej” kelimesini anmıştı sohbetimizde ama paylaşımlarını “deşti” sözcüğüyle yaptı. “Ağaçlar net”te de böyle bir başlık var, oraya yazarsanız bu sözcukler uzerıne konuşulabılır kı sayet yanlış bır kullanım ıse oradan duzeltılerek yayılması cok daha kolay olur.

      Petiğ çok ilgimi çektı, sevinirim. Diğer saydıklarınız tütün hariç yine Zeki beyden geldi, yetiştirdik.

      • Mehmet dedi ki:

        Ağaçlar nete üyeliğim yok, yalnız başlığı inceledim oradaki kavun Adıyaman Bal Kavunu değil , Petiğ (ekşi kavun) için e-mailime adres atarsanız gönderebilirim.

      • taslibahce dedi ki:

        Çok teşekkurler,adresı gönderirim. Bu kavunun tadı için ananasa benziyor demiştiniz, ekşinin yanında biraz da tatlı mı acaba?

        Ağaçlar netteki konu başlığı “deşti” gördüğünüz gibi “susuz” yetiştiriciliği anlatıyor. Sizin söylediğiniz ise tam tersi olduğu, veya ben böyle anladım. Eğer durum böyleyse oraya yazmanızı rica etmiştim ki yanlış bir tanımlama varsa karşı fikirlerle de konuyu tartıp düzeltebilelim. Verdiğiniz bilgi üzerine ben de yazabilirim ama bir Adıyamanlı olarak sizin yazmanız daha yerinde olur 🙂 Aslında Zeki bey de sizin bahsettiğiniz “bej” sözcüğünü telefonla görüştüğümüzde söylemişti ama ben eş anlamlı olduklarını düşündüm yalnızca.

  13. Mehmet dedi ki:

    Kavramlar bazı yerlerde farklı kullanılabilir, ama deşti ve bej kelimelerini internet ortamındada araştırabilirsiniz her iki kelimede kurmanc’ça dır. Geçen yıl bu domateslerin fidelerini (Sadır diyoruz biz) getiren arkadaşta deşti demişti, deşti fidem olduğunu söylediğimde, ya yanlış söyledim istediğin Bej diyerek düzeltmişti. PETİĞ dediğim kavun ve zivzik narını Kurtalan’da tanımıştım ,görüntü olarak pek bir şeye benzemezse de lezzet olarak mükemmel , dediğiniz gibi ekşiliğin yanında birazda tatlı ve lifli .Kurtalan lılar sadece burda yetişir diyorlardı ben 6 yıldır ekiyorum hiç bir lezzet farkıda olmadı yalınız bir yıl sulama yaptım kavunlar çürüme yaptı. ekerken dahi su vermene gerek yok. toplandıktan sonra da uzun süre saklanabilmesi hatta kaldıkça daha lezzetli olduğunu söyleyebilirim.
    (Cefan #kavun #petiğ #kurtalan Kurtalanda yetişen ve Eşsiz tad ve rengi olan petiğ ilçemizde en çok tüketilen meyve Haberin Detayı için wwwkurtalantv.net …)

  14. Senay dedi ki:

    Merhaba Taslibahce, bu yil da karsima cikan desti domatesini ve bamyasini Canakkalede uretmek isterim. Zeytinlerin arasinda olur mu? Ve tohumu nasil temin edebilirim? Malclamayi denediniz mi? Suyun oneminin farkindaligini yaptiginiz icin sizi kutluyorum. Selamlar.

  15. m.metin özhal dedi ki:

    Merhaba Taslibahce, İlgili yazıyı ve yorumları dikkatle okudum. Bahçemde kurak domates yetiştirmek istiyorum. Sulama imkanım kısıtlı . Bahçeme en yakın su kaynağı yaklaşık 1.5km Tohumunu nasıl bulabilirim.?

  16. Hüseyin dedi ki:

    Bu tohumları nerden edinebilirim? Sizde mevcut mu acaba?

  17. aygül dedi ki:

    çok teşekkür ederim öncelikle.izniniz olmadan grubumuzda yazınızı paylaştık….zira bu konuda bundan daha kapsamlı ve uygulamaya dökülmüş bir yazı bulmamız imkansızdı. kolaylıklar ve bereketli ürünler dilerim

  18. Filiz dedi ki:

    bu tohumlardan nasıl elde edebiliriz

    • taslibahce dedi ki:

      Agaclar net etkinliğinde paylaşmayı düşünüyordum ancak bahçeye giren domuzlar deşti domateslerin olduğu alanı tarumar ettiler, kalan bir bitkiden kendi tohumumu alabileceğim, paylaşımlar sonraki seneye inşallah.

  19. suat önal dedi ki:

    tamam domates susuz kurac toprakta yetisiyor da ara sıra sulasak ne olur? tohu özelligini mi kaybeder hic degilse biz susuz kalıncaya kadar yani. o zaman daha ok urun olmaz mı?

    • taslibahce dedi ki:

      Olur, daha çok ürün olur ancak burada bahsettiğimiz domatesler suyu olmayan yerlerde domates hasadı yapmak isteyenler için.

      Bu domatesi suya alıştırırsanız zaman içerisinde, nesilden nesile susuzluğa direnci azalacaktır muhtemelen.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s