Şimdi Haberler

Ağustos ortası; 2015. Bahçe şenerdi; geçen zaman içinde ekilenler, dikilenler kendi kararlarınca kendilerinden beklenileni fazlasıyla vermeye başladılar. Boylandılar, yapraklandılar, çiçeklendiler, meyvelendiler…

Bu yazı bahçede bir gezinti olsun. Taraçalarla basamak basamak aşağıya inen bahçemizin her taraçası kendine münhasır tiplerden oldu. Kapıdan girdikten sonra beş on basamakla inilen ve evin üst tarafında kalan taraçanın tam iki yıl önce, ağustos ayında çekilmiş bir fotoğrafı, iki yıl içinde bitkilerin bir ortamı ne denli değiştirebileceğine dair iyi bir örnek:

2

Şimdiki hali de böyle; yaklaşık aynı açıdan. Nar büyümüş, diğer fidanlar kendine gelmiş, yerelmaları, biberiyeler, adaçayları, mısırlar derken etraf bir hoş olmuş:

3

Malzeme deposuna doğru uzanan yol…

4

Diğer taraftan bir önceki fotoğrafın çekildiği yere bir bakış. Bu set bu yaz mısırlarla, yer elmalarıyla, ampul domateslerle, börülcelerle bezeli:

5

Bir daha geri giderek 2011 senesinde pencereden bu yana bakıldığında görünen dağınıklığa da bir bakalım:

5a

Alttaki fotoğraf günümüzden. Tabii ki mevsim faktörü de var farkı yaratan ama bu faktörden fazlası da var:

5b

Buradan da evin bulunduğu sete beş on basamakla inerek kapalı çardakla evin arasında kalan yere geliyoruz. Burada su kabakları sarkıyor. Önümüzdeki yıl asmamız buraları sarmış olur; o buralara gelene kadar boş kalmasın demiştik.

6

Ve evin önüne de bir bakalım. Geçen yıl domateslerin olduğu bu yatakta bu yaz ana ürün mısırlar oldu. Yaz ortasında aralarına karnabaharlar dikildi. Marullar ise bir yandan ekildi, bir yandan hasat edildi. Birkaç gün önce ise tohumluk olan birkaç mısırı bırakarak haşlamalık olarak kullandığımız diğerlerini söktük ve yerlerine pırasaları diktik.

7

Mısırlar; dolgun, keyifli.

8

Mısırların sağına ve yukarıya doğru baktığımızda ise balkona ve evin önündeki çardağa sarılan lif kabağı ve buranın yerli taze fasulyeleri görünüyor. Yeşillikler sarılınca ev daha bir yaşam dolu oldu. Sanki çok uzun zamandır buradaymış, içinde çok uzun zamanlardır birileri yaşıyormuş gibi…

8a

Lif kabakları oldukça verimli. Sürekli, birbiri ardına meyve bağlayıp duruyorlar. Ana gövdeyi kurumuş bir yaprağı keseyim derken yanlışlıkla kesmeseydim şu an bir hayli yeri gölgesi altına almış olurdu muhtemelen.

8c

Balkona doğru sarılmış taze fasulyelere alttan bir bakış:

8b

Buradan da evin diğer yanına doğru geçerken farklı zamanlarda ekilen taze fasulyeler var. dereden kestiğimiz kargılarla Kızılderili çadırı şeklinde yaptığımız basit fasulye sırıkları. Bu iş için bu şekil çok uygun.

9

Tam ortalarında sulama çanağının değerini bilenler de var. Sıcak günlerin serin yatağı. Kediler her şeyin iyisini biliyor. Pek çok açıdan takip edilip de ders alınacak hayvanlar.

10

Yan bahçeye gelelim artık. Bir çiçek bahçesi mi? Değişik renklerde kadifeler, kozmoslar, daha altlarda petunyalar, Latin çiçekleri…

11

Biraz uzaklaştığımızdaysa gördüğümüz sebze yatakları oluyor

12

Bu yatakların sezon başındaki hallerini hatırlayanlar vardır, bir kez daha bakalım:

13

Şimdiki halleriyse bambaşka. Bu yataklarda ana türler domatesler, yatakların kuzey tarafında kendilerine hazırlanan sicimlere yardımımızla dolanmakla meşguller. Ön taraflarında da ikincil türler olan patlıcanlar ve biberler var. Aralarında da yukarıda andığım çiçeklerle daha başka yer dolduran sezmeler, misal marullar, rokalar, yer kirazları, havuçlar, turplar, pancarlar, kişnişler, soğanlar, reyhanlar, fesleğenler, maydanozlar…

14

Kadifeler de mutlu, domatesler de ve diğerleri de ve biz de. Ruhu da besleyen topraklara dönüştü bu yataklar. Saydığım çiçekler yalnızca ruh beslemek için dikilmedilerse de, her birinin yetiştirdiğimiz ürünlere yararlı yanları varsa da anlıyorum ki öyle olmasa bile sırf güzellikleri için dikilebilirler

15

Çok güzeller, bakmaya doyamıyor insan. Fotoğraftaki kadifelerin kokuları için aynı şeyden emin değilsem de çocukluğuma hızlı bir tünel oluşundan dolayı çok seviyorum. Bahçeli evimizin, meyve ağaçlı bahçelerin, Arnavut kaldırımlı sokakların, kapı önlerine dizilmiş yağ tenekelerindeki güzelliklerin kokusu bunlar benim için…

16

Ya gündöndüler, nam-ı diğer günebakanlar… İçlerinden biri yarın bir sürprizim var diyor, bir de göz kırpıyor, peçesinin ucunu hafiften kaldırıyor ama beklemek lazım bir gün daha…

17

Beklemeye değer çünkü; bu ne güzellik böyle; bahçemizin neşesi bunlar…

18

Evin yan tarafındaki bu küçük bahçeden ayrılmadan diğer yanından da bir kare diyelim

19

Bir kare de domateslerden olsun; önümüzdeki yıl sayılarını arttırmayı düşündüğüm Irak orijinli bir çeşit; başka bir yazıda daha etraflıca anlatacağımdan geçiyorum şimdilik.

21

Bir kare de kırçıllı Edirne patlıcanlarından olsun. Lezzetli, verimli bir çeşit

DSC_1873

Bir kare de beyaz patlıcanlardan olsun; dayanıklı, sağlam ve dolayısıyla da biraz sert bir çeşit ama sevdik; önümüzdeki yıl da yetiştirmek isteriz

DSC_1874

Ve bir patlıcan kasesi:

DSC_1943

Hıyarların durumu da iyiydi. Kimini yerde, kimini sırıkta, daha doğrusu sicimde, kimini de çit tellerine sardırarak yetiştirdik.

DSC_1881

Üzerindeki dokularla birlikte kendine münhasır bir biber “Arnavut Biberi”. Etli oluşu, tadı, aroması, acısı… Annemin çocukluğundan hatırladığı ve bahsettiği bu biberi yıllar sonra bularak yetiştirebildik nihayetinde.

DSC_2012

Ön tarafta, domateslerin altında kırmızı pancarlar ve havuçlar görünüyor. Çok yakında tekrar ekimleri olacak bu türlerin.

DSC_1816

Maydonozlar da yine altlarda, uygun boşluklarda, yarı gölgede yetişiyorlar. 15 – 20 adet kadar tohumu bir yere attık, büyüdüklerinde hepsini birden kestiğimizde bir demet maydonoz oluyor. Sonra aynı yerden çıkıyorlar tekrar. Bunun gibi 15-20 yerde böyle demetler var. Hepsi biçilmiş olduğunda ilk demet yeniden büyümüş oluyor.

DSC_1922

Marul gibi yeşillikler de yarı gölgede yetişti tüm yaz boyunca. Günde birkaç saat doğrudan ışık aldılar ve gayet yeterli oldu. hasat edildikçe yenileri boşlukları doldurdu. Karnabahar ise biraz daha ışık alsa daha boylu olurdu şimdiye kadar. Birdahaki yıl onları daha uygun bir yere dikmek gerekecek.

DSC_1926

Yine aynı bahçenin kenarlarında bulunan, koca yapraklar altına saklanan başka şeyler de yok değil; bir balkabağı:

20

Ve buradan da ayrılarak bir alt taraçaya iniyoruz. Sezon başında buranın hazırlığı bitmiş ve dikimler yapılmıştı. O günlerden bir görüntü:

22

Şimdi, ağustos ortasında gayet keyifli, bakması da, dolaşması da, hasadı da, iş yapması da hoş bir kıvamdalar.

23

Bu alanın ortasında uzanan uzunca yatağın bir yanı sırık domateslerle bezeli; yürüyüş yoluna eşlik ediyorlar.

24

Diğer tarafı da onların ışığını kesmeyen tatlı biberler tarafından tutulmuş. Sağ yanda oturak domatesler serpilmiş. Kendi çıkan ve kıyamayıp bıraktığımız, diğer yandan da domateslere zulüm yapmasın diye askıya aldığımız sakız kabağı ise ayrı bir hava verdi buraya:

25

Altından geçerken çoğu zaman hediyelerini kabul ediyoruz. İlk gövdeden sonraki kolları da buraya yönlendirdiğimizden bu iş süreklilik kazandı:

25a

Buradaki yatağın da her yanı farklı bir kare veriyor. Farklı türde bitkilerin kendilerine has renkleriyle oluşturdukları resimler bunlar. Biberler, domatesler, reyhanlar, fesleğenler, kekikler, kadife çiçekleri, aşağıda bir yerde kendi çıkıp sürpriz yapan bir karpuz…

26

Kapya biberlerin ilk meyvelerinden pek memnun kalmadıysak da bitki güçlenince ikinci meyveler de kendine geldi; boyları, et kalınlıkları ve tatları arttı. Önümüzdeki yıl ilk meyveleri henüz küçükken koparmayı ve bitkiye güçlenmek için biraz daha zaman tanımayı deneyeceğim birkaç bitkide.

26a

Evet, her yerde bir renk cümbüşü ve farklılık var. Bu ahenkli karışıklık içinde her biri yarım kiloyu aşan domatesleri görmek zor değilse de…

27

…Açık ve parlak turuncu bir kadifeye yerleşmiş açık ve parlak turuncu bir örümceği fark etmek zor. Ayaklarında topladığı polenlerle yakalanmış bir arı…

28

Bu sette daha çok duvar dibinde, bir kısmı da girişte bulunan cin mısırlar da iyi durumda. Haşlamalıklara göre su ihtiyaçları daha az, verimleri de daha iyi:

29

Koçanların püskülleri de haşlamalıklara göre daha yoğun. Veya bizdeki çeşitler böyle.

30

Henüz işi bitmemiş ama yine de bu sezon değerlendirilmiş olan bir alt setin sakinleri arasında da domatesler ve patlıcanlar, birkaç kavun, karpuz var ama asıl ev sahipleri sevgili kabaklar. Hemen altta bizim yörenin yerli bir balkabağı görülüyor.

33

Dağın daha çok kuzey bakısındaki Serhat ve Beşik köylerinde yetiştirildiğinden adı da bu köylerle anılıyor. Lezzetli, şeker oranı yüksek bir kestane kabağı çeşidi.

34

Bu da bir karakabak. Tohum paylaşım etkinliğinden geldi. Daha çok Karadeniz ve civarında bolca yetiştirilen bir kabak. Burada da iyi oldu.

35

Ve İtalya’nın ünlü “Marina Di Chioggia” kabağı. Diğer kışlık kabaklar gibi onları da hasat ettik ve diğerleri gibi onlar da ikinci dönem meyvelerini vermeye başladılar.

36

Daha başka birkaç çeşit kışlık kabak daha var ama bu gezinti kabak turuna dönmesin diyerek bir toplu hatıra fotoğrafıyla kabakları bırakıyorum. Bu arada hasat zamanı kışlık kabaklar için biraz erken oldu, biliyorum ama hem saplar, hem de meyveye yakın yapraklar kurumaya başlamıştı,  geçen yıl bu hale gelmeleri daha geç olmuştu. Emin değilim, belki biraz daha beklesek en azından içimiz daha rahat ederdi. Neyse, şimdi güneşte bir hafta on gün kadar kalacaklar ve kabuklarını kalınlaştıracaklar kışı geçirebilmek için.

DSC_1897

Bahçenin aşağısına, arazinin diğer yanlarına ise başka bir zaman bakmak daha uygun olacak gibi. Orada da anlatılacak şeyler var. Ama başka bir zaman. Yalnızca sebzelerle ilgili olduğundan susuz, hem de damla susuz yetiştirdiğimiz deşti domateslerden de bir örnek vereyim. Onlarla ilgili ayrı bir yazı hazırlıyorum zaten:

37

Ve son fotoğraf da bu yazıyı yazmaya başladığım sıralarda ortalama günlük hasatla ilgili olsun. Bereketli, sepetler dolusu hasatlar bir süredir başladı. Şu an günlük hasadımız aşağıdaki gibi. Türler, çeşitler günden güne değişse de miktar aşağı yukarı böyle, bazen fazlası, bazen azı; ortalaması aşağıdaki gibi.

Bir ara domateslerde günde 32 kiloya dahi çıktık. Küçük bir bahçe için hiç fena değil. Tüm çeşitlerin ağırlıklarını ayrı ayrı not ediyoruz. Tabii ki tek kriterimiz verim değil; hastalıklara dayanıklılık, kuraklığa, sıcaklığa dayanıklılık, lezzet ve bunlarla birlikte verim. Hepsini sağlayanlar önümüzdeki yıl ana çeşitlerimiz olacak iken diğerleri arasında vazgeçmek istemeyeceklerimiz de birer ikişer kök yetiştirdiklerimizden olacaktır muhtemelen. Bahsettiğim bu ana çeşitleri tanıtacağım bir yazıyı da yazmaya başladım, yakında yayınlarım…

39

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

10 Responses to Şimdi Haberler

  1. Emel Çelik dedi ki:

    Su kabaklarınızla kadife çiçeklerinize bayıldım. Su kabaklarınız doğal avizeler gibi görünüyorlar. Belki de seneye kurumuş halleriyle çardağınızı aydınlatmak amacıyla kullanılırlar kim bilir?. Kendiliğinden çıkan karpuz da çok eskilere götürdü beni. Sokaktaki inşaat kumunda filizlenen karpuzu hatırladım birden:) Uzun süre izlemiştim onun büyümesini. Boşuna demiyorlar yediğiniz meyvelerin çekirdeklerini çöpe atmayın doğaya bırakın diye. Aşık Veysel ne güzel söylemiş. Karnın yardım kazmayınan belinen
    Yüzün yırttım tırnağınan elinen
    Yine beni karşıladı gülünen
    Benim sâdık yârim kara topraktır

    İşkence yaptıkça bana gülerdi
    Bunda yalan yoktur herkes de gördü
    Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
    Benim sadık yârim kara topraktır

    Hasadınız bol olsun. Sevgiler.

    • taslibahce dedi ki:

      Emel hanım sağolun. Bu çeşit su kabağını yörede zeytinyağını küplerden almak için kullanırlarmış yakın zamanlara kadar. Biz muhtemelen süs olarak, belki dediğiniz gibi avize olarak kullanırız…

      Kendi çıkan bitkiler her zaman daha bir heyacan veriyor; merak uyandırıyor. Mümkün olduğunca çıktıkları yerde bırakıyoruz onları. Nadiren de söküyoruz çünkü bazen öyle olmayacak yerlerde çıkıyorlar ki yapacak başka bir şey kalmıyor.

  2. Gürcan dedi ki:

    Bahçe de büyük değişim var emeklerinize sağlık bereketli ürünleriniz olsun.

    • taslibahce dedi ki:

      Teşekkürler; eski fotoğrafları karıştırmasak boyutunu pek fark etmeyeceğimiz değişimler… İnsan alışıyor hemen, sanki herşey hep böyleymiş gibi geliyor çoğu zaman ama hatırlamak, unutmamak da lazım…

  3. Hayal Ayaz dedi ki:

    Emeğinize yüreğinize sağlık. Bolluğunuz bereketli olsun. 🙂

  4. Serkan ÖZDEMİR dedi ki:

    Bereketli olsun maşallah cennete çevirmişsiniz. Bilinçli bir dokunuş dünyayı nasıl cennete çevirir bize göstermiş oldunuz, emeğinize sağlık, teşekkür ederiz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s