Uğurlu Benekler Bit Çobanlarına Karşı

Burada, yaşadığımız bu yerde, alınacak olup da daima uyulacak hiçbir kararımız olmayacak gibi. Her yıl bir öncekinden farklılık gösteriyor. Havada, suda, karada değişen onca şey birbirlerini farklı yollarla etkileyerek daha farklı belirtilerle, sonuçlarla ortaya çıkıyorlar.

Örnekler çoksa da yaprak bitlerini ele alalım. Geçen yıl bir miktar yaprak biti baklalara gelmiş, birkaç kök baklada üremiş, diğerlerine de yayılmadan yok olmuşlardı. Arkasından nar ağacını başka tür bir yaprak biti kuşatmış, yaprakların yeşili bile neredeyse görünmez olmuştu. Geçen yıl hiçbir şey yapmama yılımızdı. Dokunmamıştım. Arkasından uğur böcekleri gelmiş, üremiş, çoğalmış ve nihayetinde bitleri yok etmişlerdi ki hasat ta bereketliydi. İyi, ne güzel demiştik ve doğanın dengelerine bir kez daha hayran kalmıştık.

Oysa bu hayranlık tek taraflıydı. Doğanın dengesi herkes ve her şey için muazzam bir denge aslında. Bu yıl da bu denge yaprak bitlerini hayran bırakacak şekilde çalışıyordu. Baklalarla başlayan istila fasulyelere intikal edip de günler içinde yaprakları karartınca hala bekliyorduk uğur böceklerini…

Sonra fasulye yapraklarından meyvelerine de geçiverdiler, onları da kaplamaya başladılar. O halde dedik zamanı geldi de geçiyor bir şeyler yapmanın. O bilindik reçetelerden birini hazırladık. Acıbiber, sarımsak, biraz biberiye, kaynar suda demlendi… Ertesi gün püskürtmeden önce biraz zeytinyağ ve arap sabunu, çalkaladık ve deneme amaçlı bir bitkiye püskürtüverdik ki tam o sırada uğurböceklerinin de geldiklerini fark ettik.

Bir gün sonrasında yaprak bitlerinin hareketsiz kaldıklarını ama uğur böceklerinin de bu karışımdan kötü etkilendiklerini fark edince yine geri adım atarak bir süre daha umutla beklemeye başladık. Nihayetinde öyle veya böyle bitlerden kurtulmayı istiyorduk. İşi, daha doğrusu kirli işleri uğur böceklerine yaptırmaya çalışmamız ise tembellikten veya vicdan azabından değil; uğur böceklerinin populasyonunu arttırmanın sonraki zamanlarda, yani uzun vadede iyi olacağını düşünmemizden dolayı işleri onlara bırakmayı seçiyorduk.

Bu aşamadan sonra uğur böceklerini her gün izledik. Düğün törenleri ve tören ertesi de öyle ulu orta olunca bu işten, özel hayatlarını izlemekten rahatsızlık duymadık. Gölgeli fasulye yaprakları bir sahne, bir de sahne ışığı; ta da!

 2

Tek izleyici biz değildik. “Ne oluyor burada!” diyip gelen ziyaretçiler de oldu, ama aldırış eden yok…

3

Çok geçmeden fasulyelerin her dalı, her yaprağı üç farklı türde uğur böceğinin yavruları, daha doğrusu larvalarıyla doluverdi. İçlerinde böyle pamuk halli, sevilesi olanları da var:

4

Bir tuhaf, zırhını kuşanmış, savaşa hazır gibi olanları da var:

5

Burada da her ikisi aynı pozda; dikkat edilirse sol alt köşede bir de pupa var:

6

Başka bir pupaya da yakından bakalım; bir süre asılı duran bu pupadan o çok sevdiğimiz uğurböceklerinden biri çıkıverecek:

7

Karşı cephede ise şu ana kadar bahsetmediğimiz başka savaşçılar mevcut. Yaprak bitleri aslında ganimet, veya kurbanlık koyunlar. Onların başlarında bit çobanları var, kısaca karınca diyoruz. Her ikisi de yaprak bitlerini paylaşamıyor ama onlara yaklaşımları, kültürleri farklı. Uğurböcekleri henüz larva iken başlıyorlar gördükleri yerde bu küçük böcekleri yemeye. Durmak, düşünmek, başka bir tarif bulmak yok, ilk iş ısırmak, bir parça koparmak, yutmak ve iştahlıca bu işe devam etmek. Karıncalar ise onları bir koyun gibi güdüyor, kurtlara, yani uğurböceklerine karşı elden geldiğince koruyor, yaylaya, başka bir çayıra, meraya götürür gibi başka bir bitkiye götürüyorlar. Karşılığında da koyun sağar gibi sağıyorlar bu hayvanları. Ön ayaklarıyla gıdıklar gibi bir şey yaparak yaprak bitlerinden küçük bir damla tatlı bitki özlü bir salgı çıkartıyor ve afiyetle besleniyorlar. Yaprak biti de kaldığı yerden bitkileri emmeye devam ediyor. Evet, kısaca, uğur böcekleri veya gelin böcekleri veya nam-ı diğer uç uç böcekleri bit çobanlarına karşı…

8

Geçen yıl bu savaşın veya bitlerle karşılıklı üreme yarışının sonunda nüfusları tükenen bitlere karşı çok sayıda uğur böceği meydanı ele geçirmişti. Bu yıl ise üreme ve yeme güçleri bitlerinkine bir türlü yetişemedi; onlar iki ürediyse, bitler beş üredi; onlar on ürediyse, bitler yüz üredi… Nihayetinde fasulyeler bitlerden toplanamaz hale gelmeye başladı.

DSC_1329

Bu durumda daha önce vazgeçtiğimiz karışımı tekrar hazırladık; önce uğur böceklerini ve larvalarını mümkün olduğu kadar topladık, sonrasında da karışımı püskürttük. Sonuç bitlerden kurtuluş oldu. Ama bunu yaparken kimi bitkilerin bir kısmındaki bitlere de dokunmadık ki uğur böcekleri aç kalıp da terk etmesinler bizi; üremeye ve buralarda barınmaya devam etsinler. Öyle de oldu. Bitler henüz eski tempolarıyla çoğalmaya başlamadılar ve onlarla ilgilenecek kadar da uğur böceği ve larvası halen etrafta…

Hassas denge, ince ayar… Zehirsiz, zararsız, kalıntısız tarım yapmak kolay aslında ama amaç yalnızca tarım olmayıp da doğanın dengelerine hayranlıkla beslenen bir yaşam olunca daha dikkatli, daha hassas, daha saygılı ve belki de bu ilk yıllarda çok kararsız oluyor insan. Şikayetçi değiliz. Bu hassaslığı kaybetmeden çözümler bulma gücünü, sabrını yitirmemeyi diliyoruz…

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

17 Responses to Uğurlu Benekler Bit Çobanlarına Karşı

  1. Gingko dedi ki:

    Çobanlara geliyorum. Bitmek bilmeyen bitlere. Uğurlu gelelim… Görüşücez.

  2. burcu dedi ki:

    Kamptan bugün döndük. Bir de baktık ki mısırları sarmış bitler. Bakarsan bağ bakmazsan bağ olur dememişler boşuna. Üstelik bizim uç uç böceği popülasyonumuz bir hayli düşük. Haftaya yine kamp, aradaysa koşuşturmaca. Biz tamamen doğal seyrine bırakmak mecburiyetindeyiz. Bakalım neler olacak…

  3. Emel Çelik dedi ki:

    Sayenizde uğur böceklerinin farklı türleri olduğunu da öğrendim. Bu arada “uğur böcekleri aç kalmasın diye kimi bitkilerin bir kısmındaki bitlere dokunmamak” ne kadar ince bir davranış. Bu duyarlılığın, bu inceliğin, bu sevginin karşılığını gördüğünüzden ve göreceğinizden eminim. Taşlıbahçe sakinlerine olan hayranlığımı belirtmeden geçemeyeceğim. Sevgilerimle.

  4. Asmalıtepe dedi ki:

    Merhaba sayın Taşlıbahçe yine belgesel tadında bir yazınızı daha okuduk. Teşekkür ederiz..

    Bizim memleketin bir mevkiisinde adını hatırlayamadım uğurböceklerini hiçbir yerde bu kadar çok göremezsiniz…Bir ara hiç gitmediğim oraya gidip bir iki kg uğurböceği alıp geleyim diye düşündüm:))) Öyle sizin gibi ürüyorlar diye bir çifti kişifleyip sevinmeye gerek kalmayacaktı….:))

    Sizin gibi emek verenlerle bizim gibi hazırcılar arasındaki fark ta, ta kendisi bu olsa gerek.

    Selamlar…

  5. Asmalıtepe dedi ki:

    Mesajımı yazdıktan sonra araştırdım ve Kahramanmaraş’ın Uludaz denen rakımlı bir mevkiisi imiş.
    Türkiye’nin en büyük Uğurböceği kolonisi buradaymış. Görüntüler harika..bakarsanız.

  6. taslibahce dedi ki:

    Bizim buralarda da benzer bir yer varmış, gidip gören arkadaşlardan biliyorum; görmek lazım. Bol miktarda bit varsa niye olmasın, bir miktar getirmenin belki bir zararı olmaz; onlar da memnun kalırlar muhtemelen 🙂 Ama herkes bunu yaparsa işler değişir tabi 🙂

    • Murat Öz dedi ki:

      Yararlı Böcek Oteli yapmalısınız Taşlıbahçe’de.
      Kışı da orada geçirirler.

  7. Ayşegül Özbek dedi ki:

    Selam ve sevgiler. Yaptıklarınızı ilgiyle takip ediyoruz. Bizim de nasıl olacağını bilemediğimiz bir kaçış isteğimiz var. Oğlumuz 2 yaşında ve eşim de ben de çalışıyoruz. Özellikle oğlumuza daha çok zaman ayırmak istediğimden bu kaçışı hızlandırmak istiyoruz. Müsaitseniz ziyaretinize gelmek isteriz. Sevgiyle kalın. aysozbek@gmail.com

  8. Emine dedi ki:

    Yeni keşfettim sizi, telefonu bırakamıyorum elimden bayıldım belgesel gibi ağzım açık zevkle okuyorum ve muhteşem fotoğraflara bakıyorum.. Emeğinize sağlık, afiyet ve şifa olsun, bereketle..

  9. Pınar Okay dedi ki:

    Merhabalar…. Bağ mildiyösü mücadelesi araştırmalarım sırasında öğrendiğim sarı uğur böcekleri Psyllobora_vigintiduopunctata ile ilgili bir paylaşımımım üzerine, Eren Toydemir sizin de bu böceklerin mildiyö dostluğundan söz ettiğinizi söyledi. Bu sevimli sarışınlar Mildiyö sporlarıyla besleniyorlarmış meğer, ben de onları bağa çekmenin yollarını arıyorum. Özellikle sevdikleri bitkiler var mı, neler…. belki yol gösterebilirsiniz bana. Çok sevinirim. Sevgiler… Pınar Okay

    • taslibahce dedi ki:

      Mildiyöye hassas, daha dogrusu musait olan kabakgiller uygun olabilir ama bağa gecme riskleri varsa pek dogru bir yol olmayabilir. Bu boceklere guvenerek ilerlemek riskleride kabul etmek demek. Nihayetinde bu boceklerin cogalmasini ve bolgede kalmasini belirleyen cok faktor var…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s