Bahar Göz Kırptı

Bahar. Telafuz etmek bile insanın içini açıyor. Kıştan sonra, o içine kapanık kışı anlatırcasına “b” ile başlayıp “a” ile açılan ve derin bir nefes alan, “h” ile bu nefese can katan, tekrardan bir “a” ile yaşamı, hayatı kendine has avazıyla devam ettiren ve “r” ile usulünce tüm bu hissi geleceğe doğru eriten bir güzel isim “bahar”. Hangi bilinmez zamanda ve ne şekilde ortaya çıkmışsa iyi olmuş iki heceli bir güzel ses. Hızla gelip geçen baharın bize getirdiği sürprizlerden bahsetmek istiyorum biraz. Yüzümüzü güldüren şeyler bunlar.

Ama öncesinde baharın bir başka yüzünden de bir tatsız örnek var; adı “karaca”. Karacanın nesi tatsız? Onlar çok tatlılar ve bu tatlı bambileri ben de seviyorum. Geceleri o tuhaf seslerini duymaktan, kimi zaman da sabahın ilk ışıklarında zıplayarak koşmalarına tanık olmaktan müthiş keyif alıyorum. Onlar da tanısalar beni severler muhtemelen ancak onların evine ve bahçelerine gelip kendi evimizi ve bahçemizi kurduğumuzda ve yeterli önlem almadığımızda bizim için üzücü şeyler de olmuyor değil.

Bilhassa bahar zamanında, gelip de yemek için değil, bir erkeklik gösterisi olarak veya boynuz kaşıma maksadı ile gözlerine kestirdikleri fidanları paramparça edivermeleri buna bir örnek. 2010 Ocak ayında henüz iki karışlık fidan iken diktiğimiz, zaman içinde de adam boyunu geçen fıstık çamımızın hali aşağıda; gövdesi baştan ayağa böyle yaralarla dolu:

????????????????????????????????????

Arazinin sık çalılık ve ağaçlardan oluşan sınırlarını gözden geçirerek kimi boşlukları çaltıyla, diğer bir ismiyle söylersem karaçalıyla kapattım haliyle. Kesin çözüm ise tel çekmek gibi görünüyor. Belki sonbahara bu işe girebiliriz. Böylece yabandomuzlarına da bir çare bulmuş oluruz muhtemelen. Onların zararı da başka başka.

Gelelim yüzümüzü güldüren sürprizlerden ilkine. Güz aşılarımızın çoğu tuttu. Dokuz ağaçtan yalnızca ikisinde tutmamış. Bu ağaçlar da aşı yerinin altından tekrar patladılar. Sonraki yıl bir deneme daha yapılabilir. Buralarda kalem aşısında güz mevsimini bahara tercih ediyorlar. Bahar başında kaynama süresi çok kısa olduğundan güz mevsiminin daha iyi sonuç verdiğini söylüyorlar ki gördüğüm kadarıyla doğru. Tutma yüzdesi daha fazla güz aşılarının. Martta yapılan aşılarda da kalemleri daha yüksek rakımlardan alarak aşağı rakımdakileri aşılıyorlar. Böyle bir olanak yoksa kalemleri iki hafta önce alarak buzdolabında muhafaza etmek ve sonra çıkarıp kullanmak da çözümlerden biri. Maksat, henüz uyanmamış kalemlerle, suyu yürümeye başlamış besleyici anacı denk getirmek. Kalemin gözleri uyandığı anda beslensin, kaynasın, gelişsin. Daha önce bahsettiğim gıda ormanı projesi için arkadaşın ahlatlarının armut aşılarında da bu yöntemi izledik.

Aşağıdaki aşı yaban eriğine yaptığım ve ilk denemem olan erik aşısı. Ondan başka ahlata armut, yabani bademe de kayısı aşılamıştık. Onlar da iyi. Şu anda fotoğraftaki sürgünler bir buçuk metreye yaklaştı, çok iyi gidiyorlar:

2

Diğer bir sürpriz, sınır boyunda rastladığım kuzugöbekleri oldu. Dillere destan bu mantarları afiyetle yemeyi çok istediysem de çoğalmaları için ellemeden bıraktım. Sporlarını atsınlar; belki daha başka yerlerde de rastlarız sonraki yıllar.

3

Güz mevsiminde üst sınır boyuna ektiğim meşe palamutlarının filizlenmeleri de keyiflendirdi. Yaban domuzlarının traktör gibi sürdükleri bir kısma denk gelenler hariç, hemen hepsi filizlenmiş. Üst sınırın taşlık, kayalık zemini zaten bir şey yetiştirmeyi oldukça zorlaştırıyor. En iyi şeyin burayı bir meşe koridoru haline getirmek olduğunu düşünmüştüm. Hem bir orman tadı versin, karınca kararınca bir yaban hayatı oluşsun, hem de büyüdüklerinde, düşen yapraklarının daha aşağıdaki meyve ağaçlarına faydası olsun. Bu amaçlarla palamutları saksıda yetiştirip buraya aktarmak yerine toprağa direk ekim yapma yoluna gitmiştim. Biraz gözetmeyle birlikte en sağlıklı ve sağlam yol bu.

Palamutları ektiğimde hemen yanlarına da bir çubuk sokuşturmuştum yerlerini kaybetmemek için. İyi ki yapmışım, aksi halde adam boyunu bulan otlar arasında yerlerini kaybetmem ve otlarla birlikte yanlışlıkla biçivermem büyük ihtimal idi. Aşağıda görünen, mazı meşesinin bir acar evladı. Rivayete göre bulunduğumuz köyün obası ilk bu ağacın ana babasının etrafına kurulmuş. Mazı meşesi palamutlarını o koca meşelerden alıp da dikmiştim. Sulama yok, üzerlerine titremek yok. Burası üst sınır. Sınırı tutabilenlerin kalacağı bir zor alan burası.

4

Çetin geçen kıştan sonra kimi ağaçlarımızın, fidanlarımızın donduğunu yazmıştım bir önceki yazıda. Çıkardığım derslerden biri de şu oldu: İncirlerin gözünü seveyim! Şükür inciri yaradana! İncir sen çok yaşa! Her yıl yaklaşık aynı mahsulle yüklü dallarınla, sıcağı da, soğuğu da dert etmeyen mizacınla incir sen çok yaşa! Biliyorum, her horoz kendi çöplüğünde öter. Anladım ki bu çöplüğün horozu incir. O halde çoğaltalım biraz daha dedik ve köyün bizde olmayan en iri beyaz incir çeşidinden dip sürgünleri alarak beş ağaç daha arttırdık sayılarını; güzün de isabetli bir kararla beş farklı çeşitten birer dip sürgünü dikmiştik zaten. Hepsinin keyfi yerinde…

????????????????????????????????????

Göz açıp kapayıncaya geçen baharın bu birkaç sürprizi veya yeni sakinleri, ansızın gelen yaza kadar hoş bir tat verdi. Arkasından da yağışsız geçen bir ilkyaz yaşadık. Sıcaklar ise normalin üzerinde seyretti. Kıştan kalan ıslak toprak ve yüksek sıcak her şeyi olağanüstü bir hızla büyüttü; gece başka gündüz başkaydı bitkiler aleminin her bir üyesi. Bu gözlemlerle ilgili fotoğraf yok. Zaten fark ettikçe bir ağız açıp kapamak ve sıkışmış işlere devam etmekten başka bir şey yapamadık; şu ana kadar bir şeyler yazıp da yayınlamak mümkün olmadı. Sıradaki yazı da işler işler ve işlerle ilgili olsun…

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

8 Responses to Bahar Göz Kırptı

  1. Kaos Yayinlari dedi ki:

    merhaba volkan,29 aralık 2014’te sana aşağıdaki maili yazdım, ardından birkaç kez daha denedim ama ulaşamadım..bir kez daha deniyorum. selamlar. gazi. merhaba volkan,senin “ağaçlar” çalışmanın tanıtım özetini literatür yayınlarından dilek öztek (dilek@literatur.com.tr), ile ntv yayınlarından tüzün bülbül’e (bilgi@ntvyayinlari.com) ilettim. uygun görürlerse seninle iletişim kurmalarını istedim, tel ve iletişim adresini verdim. bu her iki yayınevi de benzer dosyaları yayımladı. fuarda yüz yüze konuşmak istedim ama ne yazıkki gelmediler ya da geldikleri günlerde den gelemedik. yirmi gün kadar oldu, bana henüz bir şey sormadılar. konuyla ilgili bilgin olsun istedim.yılbaşında tarlada olacağız, 2015’i ormanda karşılamak istiyoruz.size de mutlu ve sağlıklı bir yıl dilerim. selamlarımla. gazi.

    • taslibahce dedi ki:

      Gazi abi merhaba; ben de kaos yayınları üzerinden sana mail yazmıştım, buradan da yazmıştım. Çok teşekkürler. Yılbaşında görüşemedik. Geldiğinizde görüşürsek çok sevinirim; ben bir şekilde ulaşırım size…

  2. sinan dedi ki:

    Hocam elinize sağlık. Yapılan işler ve evin geçirdiği ilk yılın değerlendirmelerini de merakla bekliyoruz.

    • taslibahce dedi ki:

      Çok sağolun; yapılan işler bir sonraki yazının konusu olacak. Temmuz ayında bir yıl doluyor, bir yıl hemen geçiverdi ve sanki hep burdaymışız gibi geliyor artık…

  3. Asmalıtepe dedi ki:

    Sayın Taşlıbahçe yeni hayatınız bir yıllık olmuş demek. Herşey güzel gidiyor belli ki kimbilir neler denediniz neler ürettiniz merak ediyoruz..
    Bir önceki yazınızda pencerede oturan bir güzellik gördüm. İşte sizin en yüksek gerilim enerji kaynağınız o’dur oralarda…Allah bağışlasın analı babalı büyütsün.

    Aşı denemeleriniz iyi belli ki. Ben de aşılamaya çok ilgi duysam da; Anaç bitkiyi fiziksel olarak küçültmeye, yani örneğin bir ağacın bir dalını aşılayıp diğer kollarını kesip atmak tarafına dayanamıyorum. En az üç tane aşılanmış ağacım anacı kestirmediğimden aşılı kol gelişmiyor öylece duruyor..
    Karacalar ve Domuzlarla uğraşmanız da zordur ama doğal hayat böyle birşey.. Güzellik bu detaylarda gizli olsa da çocuğunuz için çevre çitini düşünmeniz iyidir.

    Yeni yazılarınızı bekliyoruz. Hayırla kalınız.

    • taslibahce dedi ki:

      Sevgiler Asmalıtepe’ye. Evet, neredeyse bir yıl oldu buraya tam zamanlı geleli.
      Aşı için ağacın belinden kesilmesinin acısını bilirim. İnsanın içi yanıyor. Dayanamam diye çok uzun zaman uzak durmuştum aşıdan. Şimdi alıştık biraz. Kendim de yapıyorum artık. Tutan aşıların nasıl hızlı geliştiğini görünce rahatladı içim.
      Yapılan işlerle ilgili yazıyı az evvel yazdım, yarın internet ortamına yükler, yayınlarım. Kalın sağlıcakla…

  4. ali uludüz dedi ki:

    İnsan mutlu olduğu zamanlarda onu mutlu edecek güzellikler yanına gelirmiş. Kaç insan bunu yaşayabiliyor koça yaşamda. Aslinda kocaman bir ömürmü yoksa yaşamadan keyif almadan geçip giten günlermi… kocaman bir ömürte yaşanılan kaç gün açaba. Mutlu yaşadığımız gün. Umutların hayellerin beşinden kaç insan var yaşamda iyiki oradasın şansın bol yolun açık olsun. Mutluluklar daim olsun.

    • taslibahce dedi ki:

      Sağolasın Ali Hocam; aslında çok insan doğru söyler de bu doğrular az kişiye yakışır, onlarınki dinlenir. Benim için o kişilerden birisin; selamlar, sevgiler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s