Uyansın da Büyüsün, Yaprak Yaprağa Bürünsün -Mart, Nisan 2014-

Tohum, şu milyonlarca yıllık deneyimi bir zerrede, bir danede saklayabilen mucize. Bu mucizeyi öyle uzun uzun anlatmaya niyetim yok, ki olsa da beceremem. Ben iyisi, bir hediyeyle başlayım. Mart ayının ilk günü postacıdan gelen bir mektup ve yanına eklenmiş bir kese, Alakır’dan sevgilerle…

1-tohum-14

Alakır’dan dostlarımız Birhan ve Tuğba’nın on yıllık deneyimlerini, anılarını, tatlarını topladıkları bir kese. İçinde ataların mirası. Her biri atalık tohumlar. Bu mirası ekmesi de, meyvesini yemesi de sevap, büyük sevap.

Düştüğü ve üzerinde filizlendiği, serpildiği toprağın adını, dilini, tadını almış tohumlar bunlar. Bilindiği gibi “atalık” tohumların veya diğer bir deyişle “yerli” tohumların satışı son yıllarda kanunen yasaklandı. Parayla satılmasının yasaklanmasına değil ama parayla asla ölçülemeyeceğine katılıyorum. Bu yasakların ve milleti hibrit tohumlarla bağlama hareketlerinin karşısında yükselen bir tepki de bu atalık tohumların gönülden paylaşılmasını getirdi. Yerli tohumları üreten ve paylaşarak çoğalmasını ve kaybolmamasını sağlayanlar sağ olsun.

alakır

Bu bereketli sepetin içinde ne varsa işte onların tohumları gelenler. Alakır’ın bereketli hasadı bu. Darısı başımıza.

Birhan ve Tuğba, tohum paylaşma projelerinde değilseler de Taşlıbahçe’ye gelen ilk hediye onlardan geldi. On yıl kadar önce batı Toroslar’ın bağrında akan Alakır nehri yakınına yerleştiler, ekip biçtiler, daha çok o bölgenin yerli tohumlarını yaşattılar. Bir yandan yanıbaşlarındaki Alakır’ı borulara hapseden HES ile uğraşırken bir yandan da tohumlarını ektiler, ektiler, ektiler…

2-tohum-14

Yeri gelmişken tohumların paylaşımıyla ilgili projelerden birkaçına da değinmek uygun olur. Farklı kırsal bölgelerde yapılan Tohum Takas Şenlikleri oldukça keyifli. İki kez katılmıştım. Tohumu olanlar aralarında değişirken, tohumu olmayanlara da komşu da pişer bize de düşer usulüyle tohumlar dağıtılmıştı. O sırada inşaat işleriyle uğraştığımdan almamıştım.

Ağaçlar net’in tohum paylaşım organizasyonu ise gördüğüm kadarıyla en fazla sayıda tohumun paylaşımını sağlayan bir proje olarak devam ediyor. Onu da kaçırdım, neden bilmiyorum; çok meşgul olduğum bir zamana denk geldi ama bahane değil.

Bir de Buğday’ın (Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği) bir projesi oldu. Kimi yerli tohumlar organik tarım yapan ve projeye katılan bazı çiftliklerde ekildi, hasatla birlikte tohumları alındı, 19 Mayıs Üniversitesinde virüs taramaları yapıldı ve paketlendi. Sonrasında derneğe üye olanlardan talep edenlere ulaştırıldı. Dağıtım başlamadan önce ise Buğday’dan arkadaşım Güneşin, bu projeye bağış toplamak için koşan gönüllü koşuculara Belgrat ormanında, orman, gıda, yenilebilen yabani orman bitkilerini içinde eriten bir orman gezisi yapmamı istedi; Buğday ekibinden geziye katılan arkadaşlar da bu geziye yanlarında tohumlarla geldiklerinden yukarıda görünen bir miktar tohumu da bu projeden edinmiş oldum. Daha başka projeler de yok değil, hepsini gönülden kutluyorum. Biz de gelecek yıl işin bir ucundan tutarız artık.

Unutmadan, son hediyemiz de Eceabad’dan. yine yerli kavun ve karpuz tohumu getirdi komşularımız, sağ olsunlar.

 3-tohum-14

Sıra geldi bu yıl Taşlıbahçe’de hangi tohumları ne kadar ve ne zaman ekeceğimizi planlamaya. 6 çeşit domates, 4 çeşit biber, 2 çeşit balkabağı, birer çeşit sakız kabağı, acur, patlıcan.

4-tohum-14 İlk olarak domateslerle başladık; ekeceklerimizi ayırdık.

Buradan itibaren ağaçlar nette domates yetiştiriciliğiyle ilgili yazdığım bir mesajın üzerini gerektiği yerde tamamlayarak, kabakları ve diğerlerini de ekleyerek devam ediyorum:

Teşekkürler sevgili Wortex.

İlk olarak domates tohumlarını, fideleri toprakla buluşturmayı düşündüğüm tarihten, yani muhtemel don tehlikesinin geçeceği tarihten 6 hafta önce perlitli torfa ektik (19 Mart). 6 hafta domates için uygun. Duruma göre birkaç günlük, belki bir haftalık, belki daha da fazla esnemeler olabilir ki zaten bitki yetiştirmenin kesin kuralları yok, en fazla şartların uygunluğuna göre belirlenen ve o şartların doğrusu olmaya aday kurallardan bahsedebiliriz. Torf ve biraz da perlit karması yerine daha başka malzemeler de kullanılabilir. Biz ilk aşamada bu karışımdan memnunum.

5-tohum-14

Viyol olarak 6x6x7 ölçülerinde 48 kare gözlü olanları seçtim. Çok küçük olanların köklerin doğal yapısını bozduğunu düşünüyorum. Bir de fotoğrafta görüldüğü gibi daha büyükçe gözler de var. Onların hepsini bir arkadaşım için yetiştirdim, tek çeşit oldukları için de etiketlemedik.

Viyolleri fotoğrafta görülen şeffaf plastik kutuya yerleştirdik. 50x70cm taban genişliği olan bu kutunun yüksekliği de 18 cm. Yani fideler 10 cm boylanana kadar dışarıdayken geceleri veya soğuk günlerde kapağını kapatma imkanını sağlıyorlar.

7-tohum-14

Böylece minik minik seralarımız oldu. Bu kutuların plastiğinin yapısı sera yapımına uygun mudur, değil midir araştırmadım ancak sorun çıkmadı. Bu seraları tohumlar çimlenene kadar içeride tuttum. Bu arada yukarıdaki fotoğraf domateslerin yatağı değil. 23 Mart tarihinde ektiğimiz patlıcan, kabak (2 çeşit bal kabağı, 1 çeşit sakız kabağı), kavun, karpuz, acur ve dört çeşit biber burada uyanmayı bekliyor.

8-tohum-14

Her göze iki tohum ekmiştim. güçlü olanları bırakır, diğerlerini alırım demiştim ancak çıkmayan tohum çok az olduğu gibi, zayıf çıkanlar da oldukça azdı. Bu durumda kesip atmak yerine onlar için de yeni viyoller doldurduk. Bu arada domateslerin ilk filizleri 24 martta, yani tohum ekiminden 5 gün sonra göründü. Sonraki 4 gün içinde de diğerleri çıktı ve henüz çıkmayan az sayıda tohumu önemsemeyerek dirençleri artsın diye dışarıya çıkardım.

Birkaç gün yalnızca gündüzleri, sonrasında da tam zamanlı. İlk yapraklar çıktıktan sonra içerideki ışık yetersizse ince uzun, cılız mı cılız fideler yetişiyor. Kendine bakamayan fideler bize nasıl baksınlar. Güneş ışığı ve yaprakları oynatacak kadar da rüzgar iyi gelir onlara. Şayet diyelim ki içeride bol ışık alan bir yerdeler, dışarıda havalar çok soğuk; bu durumda elimizle fesleğen okşar gibi bu fidelere dokunmak, yani rüzgarın yaptığını taklit etmek de onların aşırı boylanmasını engelleyecek bir hormon salgılamalarına ve güçlenmelerine yardımcı olur. yine de açık havanın yerini tutacağını sanmam.

10-tohum-14

13 Nisandaki durum. Bu karışık kutu. Domateslerden yaklaşık bir hafta sonra ekilmelerine rağmen kabaklar hızlı gelişiyor. Patlıcanlar ise çift çenekli bitkilerin hepsinde görünen ilk çift yapraklarını çıkardılar, henüz asıl yaprakları ortada yok. Biberlerden ise birkaçı başlarında tohumlarıyla topraktan yeni yeni yükselmeye başladılar. Biberlerin sıcak ihtiyacı buradaki diğer tohumlardan daha fazla olduğundan onları biraz daha içeride tutmak iyi olur; aksi halde dikim zamanında küçük kalacaklar. Domates ve kabakların ise artık biraz daha büyük saksılara ihtiyaçları var.

11-tohum-14

Bu görüntü de aynı kutunun diğer tarafından; kabaklar. En iri olanlar bal kabakları, arkasından sakız kabakları, onların da arkasından acur ve kavun geliyor. Karpuzlar henüz uyanmadı, onların da sıcak ihtiyaçları fazla..

9-tohum-14

Ve daha fazla beklemeyerek 13 Nisanda, yani domates tohumlarının ekiminden 25 gün, ilk yaprakların görünmesinden 20 gün sonra hem domatesleri, hem de onlardan daha hızlı gelişen kabakları 10x10x11 cm boyutlarındaki kare saksılara geçirdim. Yukarıdaki köklenmenin bu iş için uygun olduğunu düşünüyorum. daha geç kalındığında kökler aşağıda dönüp durmaya başlıyorlar. Domateslerin kökleri diğerleri kadar kibar olmasa da doğal kök yapıları pek değişikliğe uğramadan aktarmak bence hepsi için daha iyi.

Bu kez yeni saksılara toprak (organik madde içeriği yüksek), torf ve biraz da perlit karıştırdık. 2 günde bir toprak nemli kalacak ama “ıslak” demeyeceğimiz bir miktarda suluyoruz. Bazen hava kapıyor, 3 günde bir suluyoruz, bazen hava sıcaklığı artıyor, suyun miktarı da artıyor. Dediğim gibi kurallar yok, bir bitkinin ihtiyaçları ve yaşam ortamındaki değişiklikler diğer değişiklikleri de belirliyor.

Yukarıda yazdığım her şey benim bu yılki doğrularım da olabilir. Önümüzdeki yıl daha farklı bir yol izleyebilirim. Ama aslolan şu: Yetiştireceğimiz bitkiyi tanımak, ihtiyaçlarını bilmek, bitkiyi yetiştirdiğimiz yerin dinamiklerini takip etmek ve bitkimizle yaşayacağı yerin gerçekleri için uygun bir tanışma ayarlamak, onları korkutmadan, gerçekleri de göstererek, kendilerine güvenlerini kazanmalarına, güçlenmelerine izin vererek hayata hazırlamak; sonrasında da cümbür cemaat keyifli zamanlar geçirmek…

12-tohum-14 Çok sıkı fıkıydılar, saksılara geçtikten sonra araları biraz açıldı ama iyi oldu, rahatladılar.

13-tohum-14 Lakin bu rahatlık pek uzun sürmeyecek gibi. Henüz beş gün (18 Nisan) geçmesine rağmen yapraklar birbirine dokunmaya başladı.

14-tohum-14 Altı gün sonra da (24 Nisan) birbirlerine değmek bir yana, kol kola girdiler.

15-tohum-14 Üstten görünüşleri de böyle. Artık biz hazırız der gibiler.

16-tohum-14 Aynı şeyi kabaklar da söylüyor; toprak, toprak, toprak…

Mayısın ikisinde, kızımızın da doğum gününde hava koşulları uygun olursa dilekleri gerçekleşecek ve Taşlıbahçe’de onları bekleyen toprak analarına kavuşacaklar. Doğum günü partisi planımız böyle.

Patlıcanlar ve biberler ise ağırdan alıyorlar; içeride yer bulamadığımızdan dışarıda bırakmak zorunda kaldık; dolayısıyla sıcak ihtiyaçlarının daha fazla olmasından kaynaklı, yeterince gelişemediler. Bir kısmını küçük halleriyle dikmeyi, diğerlerini de burada biraz daha büyütüp haziranın birinci, ikinci haftası gibi tekrar gittiğimizde dikmeyi düşündük. Nasılsa sulama ve işlerin nasıl gittiğine bakmak için gitmek gerekecek; İstanbul’daki işlerin de en yoğun olduğu zaman, kısmet…

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

5 Responses to Uyansın da Büyüsün, Yaprak Yaprağa Bürünsün -Mart, Nisan 2014-

  1. asmalıtepe dedi ki:

    Organik tohumlar..harika çok güzel, bu tohumların yaşatılması dağıtılması için keşke bizim de şansımız olsaydı. Ne diyeyim Sn.Taşlıbahçe seneye bize de düşer sizden bu tohumlar elbet. Şimdiden rezervimi yapayım da.:) Maaşallah çabuk ta büyüdüler, şimdi onlar asıl yerlerinde kimbilir nasıl büyümüştürler. Ellerinize, emeğinize bilincinize sağlık versin Rabbim.

  2. Geri bildirim: Anonim

  3. yasemin dedi ki:

    Günün birinde bende “gidiyorum” demek için ilk adımı attım.. Kavli duadan fiili duaya geçiş yapmış oldum 🙂 Hayalimdeki bahçeli bir ev için en lüzumlu alet edevat nedir bilmiyorum ama minik boyutlarda bir çapa iyi bir başlangıç olabilir diye düşündüm 😀

    Tekerleğin birisini bulduk, geriye kaldı 3 tekerlek ve bir araba 😀

    Bu arada kayınvalidemden gelen yerli bir domates tohumu var. Bende onu naçizane her sene yetiştirip tohumu yaşatmaya çalışıyorum.. İnanın sanki dünyayı kurtarmış gibi bir haz duyuyorum her sene 🙂

    Yeni hayatınızda sevdiklerinizle birlikte huzur ve mutluluk diliyorum Sayın Taşlıbahçe..

  4. taslibahce dedi ki:

    İyi yapmışsıznız, bir yerden başlamak lazım 🙂
    İyi dilekleriniz için de çok teşekkürler, darısı isteyen herkesin başına…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s