“LAPUTA” -Ekim 2013-

Çok uzun zamandır beklediğim, bir türlü denk gelemediğim şey oldu nihayetinde ve bulutlar arasında kaldık; ıssızlığın ortasında. Aşağıda olsa adına sis derdik ama burada olunca sis demek ne kadar doğru bilmiyorum.

Sis veya bulut, bir şekilde sizin dünyanıza gelmişlerse hiç fark etmez, her ikisi de zamanı, mekanı, hissiyatı değiştirebilme sihrine sahipler. Dört yıl oldu Taşlıbahçe’yle tanışalı. Ve o zamandan bugüne, bu başka alemin içine ne zaman düşeceğimizi, zamanın ne zaman duracağını ve bildiğimiz her şeyin nasıl bilmediklerimize dönüşeceğini merak edip durdum… Nasipte dört yıl beklemek varmış. Bekledikçe değerini bilmek varmış.

Bulutlar öğleden sonra iki civarında giderek kararmaya, karardıkça da alçalmaya başladılar…

1-laputa

Güneş ışığını çok yukarılarda bir yerde bırakarak gündüzü geceye döndüren bu bulutlar çok geçmeden dağları sallayan gümbürtüler kopardılar, sonra da bu seslere yakışan bir yağmuru bıraktılar, gördüğüm en iri damlaları döktüler…

2-laputa

Ağırlıklarını kaybettikçe rahatladılar, yer yer incelerek ışığı sezdiren hallere girdiler, bir yandan da, ince ince de olsa yağmaya devam ettiler…

3-laputa

Derken iyice rahatladılar, hafiflediler, uçarı haller aldılar; pamuk gibi oldular, çamlı dağlar arasında gezindiler.  Evin arka tarafındaki minik vadinin bu hali “Gelin, gelin, bir yürüyüş yapın” der demez giyindik çıktık…

4-laputa

Yarım saat öncesinin heyecanı gitmiş, tüm orman sessizliğe bürünmüştü. Ormanın gölgelerini karanlıklarla birlikte dumanlar da saklamaya başlayınca başka bir alemde dolaşmaya başladık sanki…

5-laputa

Çamların kızıl örtüsü toprağa serilmiş; aynı örtü dün de vardı var olmasına da böyle değildi, bu renk, bu yumuşaklık, bu uyum… Böyle değildi; muazzam bir etki. Havanın içindeki sayısız su zerreciği mi, ışığın yumuşaklığı mı, süzülüp gelmesi mi, sisten yansıması mı bu etkiyi yaratan bilmiyorum ama güzel, çok güzel…

6-laputa

Evin ilerisinde bir orman çeşmesi var; yakınında da bir çınar. Dinginlik abidesi olmuş şimdi… Sessizliğin ortası burası… Ses yok, rüzgar yok, kımıldayan yaprak yok.  Bunaltıcı sıcaklarda kaçtığımız bu rüzgarı bitmeyen yer, işini gücünü bırakmış, düşüncelere dalmış bugün…

7-laputa

Gerisin geriye Taşlıbahçe’ye döndük; biraz da burada dolaşalım dedik. Görüş mesafesi bazen birkaç metreye düşüyor, bazen de birkaç on metreye çıkıyor, bir ardıç görünüyor, iki ardıç kayboluyor…

8-laputa

Ev, olduğundan daha uzakta bir yerdeymiş gibi; o da bir görünüyor bir kayboluyor, bir varmış bir yokmuş gibi. Bir masal anlatıyor dağlar bugün…

9-laputa

Bir görünen bir kaybolan evin manzarası da kendi gibi; bir varmış, bir yokmuş; bir dağ varmış, bir dağ yokmuş. Saat 16:50, hiçlik; ses yok, gökyüzü yok, yeryüzü yok…

10-laputa

Saat 17:02. Karşıki dağ köklerinden kurtulmuş, bulutlarıyla beraber uçar gibi… Swift’in “Laputa”sını filme alan çok olmuşsa da izleyenler bilir, hiçbiri Miyazaki’nin “Laputa”sının yanına bile yaklaşamaz. İşte bu da bizim Laputa’mız. Miyazaki görse severdi. Uçmasa da bulutların arasından bir çıkışı vardı ki, anlatılmaz…

Saate bakıyorum da, bulutların kararıp silkelendiği ilk fotoğraftan bu son fotoğrafa kadar tamı tamına üç saat geçivermiş. Bu üç saatte baştan sona değişen, devinen, hallerden hallere giren doğa tam bir ziyafet çekti. Bu bir film festivaliydi. Veya köy köy gezen karnavallar gibiydi; geldi, büyüledi, gitti… Yine bekleriz…

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

9 Responses to “LAPUTA” -Ekim 2013-

  1. asmalıtepe dedi ki:

    Harika bir ambians ama; anlatan da çok iyi anlatmış. Doğa da sadece ağaçlar kuşlar, çiçekler değil tabii insanı etkileyen. Bulutların hareketi, gökgürültüsünün ürkütücülüğü, Yağmurun birden inişi evet aynen bir şölene dönüşür..Ben de çok severim oralarda bu farklılığı Sevgili Taşlıbahçe.
    Ama siz o kadar güzel betimlemişsiniz ki insan sizin bir yazar olduğunuza da ihtimal veriyor.Kutlarım sizi.

  2. Asortik Krep dedi ki:

    Yazıyı mı kıskanayım, görüntüleri mi , anlatmanızı mı , bilemedim 🙂 Gelecek blog yazılarımda turkuaz ve yeşil Akdeniz görüntüleriyle sizden öç almayı planlıyorum … 🙂

    • taslibahce dedi ki:

      Ama bu haksızlık olmaz mı 🙂

      Turkuaz ve Akdeniz yeşilleri; bir şey yazılmasa da yetebilir 🙂

      • Asortik Krep dedi ki:

        Akdeniz bitki örtüsü demek istemiştim ;))
        -En can alıcı noktayı bulmaya çalışıyorum…

      • taslibahce dedi ki:

        Açıkçası yer aradığımız sıralarda Akdeniz sırtları ilk bakındığımız yerler olmuştu; kesinlikle can alıcı bir nokta oldu 🙂

  3. yasemin dedi ki:

    Bende yaşadığınız o huzuru, sessizliği ve anlatışınızdaki bu ggüzelliği gördükçe, ben niye bu kadar güzel bir şekilde yazamıyorum diye hayıflanıp duruyorum.. 🙂 Ama görmüş olsaydım, kesin bunca kabiliyetsizliğe rağmen, bende bu kadar güzel yazardım heralde.. 😉

  4. günay dedi ki:

    Çok etkilendim….ve.. susayım ben en iyisi…Bu kentin havasını solumak zorunda olan ( umarım uzun sürmez) ben derin bir de iç çekeyim.:(

    Ne mutlu size…İyiki yaptınız, yazdınız ve iyiki okuyorum.
    Belki bu bir işarettir, kimbilir. Hani aslolan niyettir ya..:) Ah, aaamin..:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s