Hani Benim Siestam Nerde? -Temmuz 2013-

İşler Güçler

Temmuz’un ilk günlerinde geldik Taşlıbahçe’ye. Yapılacak işler çok. Hesapta olmayan borçlar ise alacaklılarla konuşularak bir sıraya kondu; kimisi de kapandı. Bu durumda bu yaz iş başa düştü; dinlenmeden çalışmanın zamanı. İncik cincik bir ton iş etrafa saçılmış bir kutu ıvır zıvır eşya gibi. Bunları toplamak, gruplamak, düzenlemek… Enerjimi, hemen hepsi evle ilgili olan, pek görünmeyen ancak zaman alan işlere ayırdım. Marangozun eksik işlerinden bahsetmiştim. Halen gelip de yapmadı. Ben de bu yüzden küçük bir miktar ödemeyi yapmamıştım. Bir iki ay sonra müsait olduğumda son bir kez daha teklif ederim gelip de işi sonlandırması için.

Döşemelerin, kapı ve pencerelerin duvarlarla birleştiği yerlerde aralıklar, boşluklar vardı. Bir kısmını kasım ayında doldurmuştuk; onlara devam ettim. Eski bir öğrencim Mustafa da 10 günlüğüne yardıma geldi bana. Çatı saçaklarındaki ahşapları boyadık, mutfak ve girişe iki kat daha kireç çektik. Kapı eşiklerine ve eksik kalan bir pencereye mermer kestirdim; yerleştirdik. Ustaların daha önce yaptıklarından çok daha iyi oldu.

Tüm kapı ve pencereleri koruma amacıyla içinde kurşun olmayan bir markanın ahşap koruyucu ürünüyle boyadık. Daha önce bezir yağı sürmüştüm, hava koşulları nedeniyle olsa gerek dış kısımlarda kısa zamanda bu yağdan eser kalmamıştı. Bu yaz buraya gelen tek usta ise yarım günlüğüne çatıcı oldu. İlk tamirden sonra başka bir yer akmıştı, dolayısıyla ikinci kez tamir işi çıktı. Akan yer açıldı, tamir edildi.

Kim Misafir, Kim Ev Sahibi?

Yapılan bu işlerden beni en sevindiren ise kapı eşiklerindeki mermerler oldu. Bu mermerleri takana kadar evin içi bir hayli hareketliydi. Minik tarla fareleri statülerini değiştirerek “ev faresi” olmanın heyecanıyla resmen cirit atıyorlardı. Hatta bize kısa sürede alıştılar ve hiç çekinmeden ayaklarımızın dibine kadar da geldiler. Kapı altları kapandıktan ve içeriye girecek yerleri kalmadıktan sonra içeride kalanları kafes şeklindeki kapanlarla yakaladıkça dışarıya bıraktım ve nihayet on ikincisinden sonra kalmadı. Bu arada farelerin misafirliği başka bir davetsiz konuğu da getirtmişti.

1-temmuz-13

Foto: http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/canlilar/TR_tur_listesi/coluber_najadum.htm

Evin duvarlarına dahi tırmanabilen bir yılan. Bir metre kadar boyu, incecik de bir gövdesi var. Bizi gördükçe kendini tırmandığı yerden hızla aşağıya atıp uzaklaşıyor. Burada “yeşilbaş” diyorlar; araştırdım, ince yılan veya ok yılanı da denilen bir türmüş (Coluber najadum). Zehirsiz olduğu için problem yok. İlginç özelliği ise bizi gördüğünde kobra gibi vücudunu yukarıya kaldırması, sonra başını sağa sola sallaması ve ardından da kendini boşluğa bırakması. Üç kez karşılaştım; hepsinde aynı davranışları gösterdi.

Temmuz gecelerinin en rahatsızlık verenleri ise fareler değil, ateş böcekleri oldu. Evin içinde yüzlercesi uçup duruyordu. Mum ışığına gelip yapıştılar, yemeğimizin, çayımızın içine düşüp durdular. Mumları söndürdüğümüzde içerisi minik ışıklarıyla fantastik bir hal alsa da kendilerini içeride değil, dışarıda seviyoruz. Her pencereye sineklik takmak farz oldu. Sivrisinekler ise yok gibi. Bazı geceler bir iki tanesi ziyaretimize geldi, hepsi o kadar.

Eşek arıları ise bu yaz çoktu. Evin içine dahi petek yapmışlardı. Çatıdaki kiremitlerin arasında da iki koloni vardı.

2-temmuz-13

Bunlardan başka, biri mutfakta, diğeri de üst katta iki kırlangıç yuvası var. Pencereleri açık tuttuğumuzdan sabah çıkıp akşam geliyorlardı. Gün içinde uğradıkları da oluyordu. Ellemedik. Buralardan göçtükleri vakit yuvaları bozarız dedik.

Çatı arasında ise yarasalardan başka sansar veya gelincik olduğunu düşündüğümüz bir hayvan ve yavruları var. Geceleri yavrular ince ince ağlıyor; anneleri gelip gidiyor, farelerden biri yanlışlıkla oraya çıkmışsa hızlı bir koşturmanın ardından bir viyaklama geliyor, sonrası malum.

Yarasalardan da bahsedeyim biraz. Hem çatı arasında, hem de kiremitlerin altındaki boşluklarda gündüzleri uyuyorlar. Akşam olmak üzereyken fırlayıp gidiyorlar buradaki deliklerinden. Böcekçil olduklarından yararlı hayvanlar ama dışkıları tehlikeli hastalıkları barındırabileceğinden yuvalandıkları yerlerin dışarısıyla temasını kesmek gerekecek. Geceleri ise bir pencereden girip diğerinden çıkıyorlar. Başımın üzerinden geçerlerken kanat seslerini duyuyor, rüzgarlarını hissediyorum.

3-temmuz-13

Arkadaşım eşeği nasıl unuturum. Komşu bahçede gündüzleri sakin sakin takılırken gece civardaki herhangi bir eşeğin anırmasıyla coşuyor. Yalnız o değil, tek birinin sesi, çok sesli eşek korosunu harekete geçirmeye yetiyor. Onlarca eşek –Evliya Çelebi’nin deyişiyle- segah makamında anırmaya başlıyor.

Sevgili Fidan; Nasılsın, İyi misin?

Gelelim bahçe işlerine. Arazide ilk olarak otlar biçildi. Otlarla beraber iki yalancı akasya ve bir de selvi bu işten zararlı çıktı. Akasya dipten, selvi ise neredeyse yarısından kesildi. Otlar bu yıl yağan bol bahar yağmurlarıyla birlikte hiç görmediğim kadar yükselmişlerdi. Aşağıdaki selvinin boynu büküklüğü de bu yüzden.

4-temmuz-13

Kışın karacalar tarafından biraz hırpalandıktan sonra bir buçuk metre boyundaki otlar arasında kalarak boynunu da büküverdi.

5-temmuz-13

Arazinin sınırına aralıklarla diktiğimiz diğer selviler ise gayet iyiler. Buradaki biraz sağa sola dallanma yapanlardan biri; sütun gibi olanlar da var iki üç tane. Tohumdan çıkan her selvi kafasına estiği gibi büyüyor. Neyin çıkacağı en kestirilemez ağaçlardan biri selvi. Aynı kozalaktan alırsınız tohumları, biri sütun gibidir, diğeri dallı budaklı, bir başkası da ikisinin arası… Başına buyruk ağaçlar.

6-temmuz-13

Sınır boyundakilerden başka evin üzerindeki duvarın dibine iki selvi daha diktik. Kızımız Selvi, penceresinden baktığında adaşlarını görsün dedik. Yaz sıcaklarında dikim uygun değilse de duvarın dibini kazdığımda toprağın nemli olduğunu görünce dikmekten çekinmedim. Aslında bu nokta pek çok meyve ağacı için de uygun bir yer. Malum, arazinin nemli yeri yok gibi. Ama, onlar da lazım. Selvilere bakmak alıp götürüyor insanı.

7-temmuz-13

Geçtiğimiz sene temmuz ayında, yani bir yıl önce ot biçme esnasında fark edilmeyerek dibinden biçilen çatal gövdeli defne fidanımız ise bu yıl kendini iyice toparladı. Eskisinden farklı, çok dallı bir defne oldu.

8-temmuz-13

Ocak 2012’de diktiğimiz dokuz açık köklü yalancı akasyadan ise üçü sağ kalmıştı. İkisi bu yaz otlarla birlikte dibinden biçilince geriye yalnızca bu kaldı. Belki onlar da defne gibi dallanır ama emin değilim defnenin dip sürgünü verme özelliği yaradılışından gelen bir davranışı zaten. Geriye kalan yalancı akasyamızın üzerindeki dalların tümü ise –bu yazı da sayarsak- iki yazda gelişti. Diktiğimizde dalsız budaksız bir çubukçuktu. Arkadaşın bahçesine aynı zamanda diktiklerimiz ise ara sıra da olsa sulandıkları için bizimkinin iki katı büyüklüğünde. İstanbul’da tohumdan yetiştirdiğim bir tane daha var; onu da getiririm önümüzdeki zamanlarda. Bu ağaçlar hem azot bağladıkları için öncü ağaçlardan, hem de çiçekleri arıcılık için iyi. Gövdeleri de kazık ve benzeri şeylerin yapımı için uygun. Soğuk ve sıcaklara dirençleri de iyi.

9-temmuz-13

Karacaların kemirdiği elma da geriye kalan tek elma fidanı. Uyduruk bir şekilde koruma altına aldım idareten. O da açık köklüydü. Zamanında ve yeterince sulama yapamadığımdan diğer beşi yaşayamadı; umarım bu biraz daha direnebilir. Toprağa yerleşince yakından ilgileneceğime söz verdim.

10-temmuz-13

Sevgili mimoza. Onu da karacalar kemirmişti. Yeniden yapraklandı. Bir iki yıl içerisinde güzelim çiçeklerini açmasını umuyorum. Bu türün oldukça dayanıklı olduğunu da söylemeliyim. Soğukları atlattı, sıcaklarla da gayet iyi başa çıkıyor. Temmuz başında buraya geldiğimde pek çok fidanı ölmek üzereyken buluyorken yaprakları diri olanlardan biri de bu. Diğerleri de fıstık çamları, selviler, andızlar, sedir, çitlenbik, katırtırnağı, kermes meşesi ve biberiyeler. Bu saydıklarımdan sonra kuraklığa karşı dayanıklı ikinci tayfayı kocayemiş, yalancı akasya, iğde, güz iğdesi, hünnap ve zakkum oluşturuyor. Şimdilik narin olanlar ise nar, defne, muşmula ve sinameki. Elmacık ise her zaman su ister olacak sanırım.

11-temmuz-13

Sabırlık(Agave americana) ise tüm bu katogorilerin dışında. O ne soğuk, ne de sıcak tanımıyor. Oysa bir metre ötesine dikmiş olduğum Frenk inciri veya Hint inciri denilen kaktüs soğuklardan eridi gitti. Bu arada ot biçme işi sırasında bir iki yaprağı ucundan kesildiyse de iyi durumda.

12-yemmuz-13

İnşaat sırasında zor zamanlar geçiren nar, iki yıldır meyve vermemişken evin hemen arkasına örülen duvarla rahatlamıştı. Bu yaz 22 meyveyle dallarını süsleyiverdi. Sonbaharı iple çekiyoruz.

13-temmuz-13

Buradaki narlar ise bizim diktiklerimizden. Öndeki Kasım 2011’de diktiğimiz nar iken arkasındaki ise ilk göz ağrımız. Araziyi aldıktan sonra 2010 Ocağında üç fıstık çamıyla birlikte diktiğimiz fidan. Onun arkasında görünen zeytin ise, Temmuz 2010’da kuruyan gövdelerini kestikten sonra dipten süren delicelerden biri. O sırada hem o, hem de diğerlerinin boyu 20 santimi ancak buluyordu, şimdi 1.70 m kadar; hep beraber aşıya hazırlanıyorlar.

14-temmuz-13

Hem ilk diktiğim, hem de 2012 Kasımında diktiğim toplam dört keçiboynuzu yandı soğuktan. İlk ikisi geçen senenin soğuklarından da etkilenmiş, sonra dipten sürmüşlerdi; yine yandılar. Diğer ikisi ise anlaşılan ilk ikisine göre daha iyi bir yerdeler çünkü yalnızca yaprakları zarar gördü. Fotoğraf bunlardan birine ait; zarar gören yaprakların ardından yeni yapraklar çıkardılar. Aşağı tarafa diktiğim ise gayet iyi durumda. Belli ki en korunaklı bölge orası. İstanbul’da yetiştirdiğim keçiboynuzlarından birini daha yakınına bir yere dikmeyi düşünüyorum.

15-temmuz-13

Burada diktiğim her bir fidana yer vermek isterdim ama hem arazinin doğal türlerini, hem de benim diktiklerimi ayrı yazılar halinde detaylıca anlatma niyetim var; şimdilik erteliyorum ve bir gün sonu manzarasıyla bu yazıyı bitiriyorum…

Reklamlar
Görsel | Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s