Bir Yudum Su -Ocak 2013-

2013’e “su” diyerek girdik. Son 3 yılı susuz geçirdik buralarda. Bin bir zahmetle, taşıma suyla değirmeni döndürdük. Kendime kızıp durdum. Zamanı geldi artık. Ev bitti, üstelik bizim yakınımızda bizden daha önce evini bitiren biri de bağlattı suyunu; sıra bize geldi. Köye gidip gelmelerim, uzun uzun muhabbetlerim de faydalı olacak sanırım. Yabancıyı pek kabullenmeyen köy halkı sevmiş bizi, sağdan soldan duyuyorum. Aslında ara sıra buraya gelen babamı daha da sevdiler; tam onlara göre biri, muhabbetçi, köy kökenli de olunca aynı kanaldan konuşuyorlar ve köye her gittiğimde ne zaman geleceğini sorup duruyorlar. Suyu bağlatma işimiz olgunlaşıyor artık. Yakında hallederiz gibi görünüyor. Henüz eve bağlatamasak ta suyla ilgili ileriye dönük başka bir planımız daha oldu. Eve yakın olup yanından bir derecik geçen, dibinde de küçük bir su gözü olan küçük bir bahçe vardı. Daha önce almak istediğimde ederinin çok üzerinde bir fiyat söylenmişti, ilgilenmemiştim. Aynı özellikte ama daha ileride 300 m2’lik bir yer almıştım. Geçtiğimiz ay ise yakın olan bu yeri satmak istediklerini söylediler, makul bir fiyat istediler ve aldık. 200 m2 civarında bir yer.

1-ocak-13

Yanından geçen bu küçük dereciğin suyu bu mevsim akıyor, hele yağmurlardan sonra sesi çok uzaklardan duyulacak bir coşkuyla akıyor, gürüldüyor. Yaz geldiğindeyse önce yavaş yavaş azalacak ve sonra da temmuz gibi kuruyacak. Eskiden kış yaz akan bu derenin 300 m ilerideki kaynağını köye bağlamışlar ve bu nedenle artık yazları kuruyan bir dere olmuş. Yine de yer yer derecik üzerinde gözler var; az da olsa suyu akan gözler, ki yukarıda yazdım bu gözlerden biri de burada.

2-ocak-13

Fotoğrafın sağ tarafındaki çökük yerden akan bu dere boyunca köydeki her hanenin böyle küçük bahçeleri varmış sağlı sollu taa kaynağa kadar. Dereyi besleyen su köye bağlanınca meyve ağaçları dikmişler ve sebze yetiştirmeyi bırakarak bir nevi kendi hallerine terk etmişler topraklarını. Görüldüğü gibi burası da öyle. Sınır boyu ağaçlar ekilmiş, ortası boş bırakılmış. 3 incir, biri yetişkin, diğeri genç iki ceviz, iki nar, bir de yabani üzüm var. Dere boyunda da birkaç çınar. Kuyu açmak istiyoruz buraya. Evle arada 50 m var. Bir boruyla suyu kolayca getirebilir ve sebze yetiştiriciliğinde kullanabiliriz. Uygun yerlere de Trabzon hurması ve kızılcık gibi gölgeye dayanıklı birkaç fidan dikmek iyi olur. Derenin içine taş ve örgü tel kullanarak yapacağım bir tuzakla da suyun getirdiği organik maddeleri ve milli toprağı yakalamak ve arazide kullanmak isterim.

* * *

3-ocak-13

Ocak ayının son haftası arkadaşın zeytinliğinde geçti. Bu yıl “var yılı”. Her gün sabahtan akşama dek zeytin çırptık, çuvalladık, taş değirmene götürüp sıktırttık. Bu bölgede sırıkla çırpma en sık kullanılan yöntem. İşini bilmeyenler çok zarar, işini bilenler ise az zarar veriyorlar ağaçlara. Sonraki yılın meyve sürgünlerine verilen zarardan bahsediyorum. Yani, öyle veya böyle bu yöntem sakıncalı ancak geçimini zeytinyağından sağlayanlar için üzülerek gördüm ki en olası yöntem bu.

Tariş’in verdiği fiyattan kar edebilmek için elle toplama gibi bir yöntem kesinlikle zarar. Çünkü bu işin olabilecek en kısa sürede bitmesi gerek; toplanan zeytinler fazla bekletilemez, asitlenir. Yağmursuz bir zamanda hızlıca, bir ekip oluşturarak toplamak ve değirmene götürmek gerekiyor. Zaman sıkışık olunca ekip bulmak da ayrı bir dert. Ekibe para lazım, arazi çok eğimliyse ve yola uzaksa beygirciye para lazım, zeytinleri değirmene götüren, ekibi araziye getirip götüren arabanın mazotuna para lazım. İşin çıkmazı burada. Elle toplanma durumunda zeytinin miktarı değilse de işçilik ikiye katlanıyor ve buna diğer giderler de eklenince üç kuruşluk kar yerini zarara bırakıyor.

Bu durumda elle toplayarak zeytincilikten kar sağlamak isteyenlerin zeytinlerini veya yağlarını alıcıya dolaysız olarak satmaları gereği ortaya çıkıyor. Ticaretle uğraşan, çevresi olan üreticiler için uygun bir yol olabilirse de genel üretici için durum böyle değil. Böyle bir sistemin, yani üretici ve tüketiciyi dolaysız bağlayabilen sistemler yurt dışında varsa da Türkiye’de kapsamlı bir sistem henüz yok ancak tohumları atılıyor. Bu türden projeler hayata geçtiğinde bu konuya tekrar dönmek ve irdelemek isterim. Biraz zaman alacak gibi görünüyor. Şayet başarılı olur da çalışırsa böyle bir sistem, bundan hem üretici, hem de doğa karlı çıkacak gibi görünüyor.

Zeytinler böyle bir sistemin yerleşmesiyle birlikte artık elle toplanacak demiyorum; bu bir bilinç işi, alışkanlıklar kolay değişmez ancak en azından imkansız görünen şey imkanlı olur. Zeytinden örnekle yazdım bunları, diğer ürünlerin de benzer başka dertleri var elbet ve her şey dönüp dolaşıp tüketicinin kararlarında ve üreticiden tüketiciye uzanan yolun çok virajlı oluşunda kilitleniyor.

Üreticinin bilinçli hareket etmesi aslında tüketicinin bilinçlenmesiyle alakalı. Günümüzün zararlı, yıpratıcı ve yok edici tarımsal alışkanlıkları artan nüfusun yanı sıra şehirlerde her şeyi her an el altında bulmak isteyen, şekle şemale önem veren zihniyetin de bir sonucu. Her şeyden önce tüketicinin doğaya dost olanı istemesi, mümkün olduğunca yerli, bölgesel olanı istemesi, sağlıklı olanı istemesi, mevsiminde yemesini içmesini bilmesi, bu bilince erişmesi gerekiyor. Aksi halde tüketicinin şehir alışkanlıkları doğayı ve üreticiyi tüketmekten başka bir işe yaramıyor. Son bir cümleyle bağlarsam, bu bilinç, dolaysız alış verişle birleştiği takdirde her şey güzel, her şey lezzetli ve sağlıklı, yüzler gülücüklü olabilir.

* * *

Zeytin hasadından sonra sayılı günler de bitti ve İstanbul’a döndüm, suyu ise bağlatamadım. Muhtar, bekle biraz, arayınca gelir bağlatırsın dedi. Çok geçmeden de aradı ancak ben işlerden dolayı gidemeyince babam ben hallederim diyerek gitti ve bağlattı suyu. Telefondan suyun sesini dinlettiğinde nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Geldiğinde de yanında bir şişe su getirdi. Sanki hayatında su içmeyen veya günlerce susuz kalmış bir insanın suya özlemiyle içtim; bir yudum su!

Bu harika işin yanında can sıkan bir şey de olmuştu. Evin içine yağmur girmiş, döşemelerin bir kısmı kabarmış. Çatıdan, pencerelerden ve anlamadığımız bir şekilde de duvardan.

Arkadaşım Burhan gidip baktığında çatı derelerine takılmayan borular yüzünden olduğunu saptadı. Derelerden akan su lodosla duvara vurup durmuş. Oradan da içeriye sızmış. Mantık dışı gelse de bu son lodos fırtınasında hemen herkesin evine su girmiş, yollar bozulmuş, dereler taşmış, kimi köprüler çökmüş. Sıra dışı bir fırtına ve yağmur olduğu için rahatladım biraz ki yapacak başka bir şey de yoktu. Benim yapacak bir şeyim yoktu fakat babam ben bir ara gider boruları taktırırım dedi. İyi dedim. Birkaç hafta sonra da gitti. Boruları taktırttı.

4-ocak-13

Sonra “Ben bir süre kalıcam buralarda” dedi, “iyi” dedim, daha sonra “Yandaki taşları temizlettim” dedi; hafriyattan kalma kayalar vardı, ne yapacağımı düşünüyordum onlarla, “iyi olmuş” dedim. Kepçe getirtmiş, fotoğrafları da çekmiş, gelince gördüm.

5-ocak-13

“Yeni aldığın bahçeden boru da döşettim buraya” dedi, “evin arkasındaki duvarı da uzattım, Kamil eniştenin(yandaki arazinin sahibi) sınırıyla birleştirdim” dedi. Şaşırdım, benim önümüzdeki yıl düşündüğüm işlerdi bunlar; boruyu evin altındaki sete kadar getirtmiş. “Bir de sürprizim var” dedi, duvarın temelini kazarken su çıktı, baş parmak kadar akıyor” dedi. Bu suyun sızıntılarına hafriyat sırasında da rastlamıştık fakat belirsiz sızıntılardı bunlar ve haziran ortalarında yok olmuştu; şimdi tam yerini bulmuşlar. Buna da haliyle “iyi” dedim. “Ben çok yoruldum, biraz dinleneyim gelirim dedi” bir kez daha “iyi” dedim ki bu sonuncusunu demez olsaydım. Bunu söylememin nedenleri ise sonraki yazıda…

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to Bir Yudum Su -Ocak 2013-

  1. Ozi'nin Babası dedi ki:

    Haydaa, en güzel yerinde bitirdiniz gene..

  2. Emel Çelik dedi ki:

    Hep “babasının oğlu” olmaz ya, bu sefer de “oğlunun babası” diyelim 🙂 Hem çözüm üretmeye gönüllü, hem işlerden anlayan, hem de yaptıklarını fotoğraflayan 🙂 Saygıyla ellerinde öperim babanızın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s