“TETRİS” eylül, ekim, kasım 2011

Temmuz sıcaklarında çalışmak zordu, yorucuydu; dolayısıyla işler yavaşlıyor, maliyet artıyordu. Evdeki hesap çarşıya zaten pek uymuyordu, daha da zorlanmamak için ara vermiştik ortalık serinleyinceye kadar. Meğer asıl yorucu günler yeni başlıyormuş. Hafta içi İstanbul ve iş, hafta sonu 7-8 saat otobüs yolculuğu ve inşaat, pazar gecesi geri dönüş, sabaha karşı İstanbul, duş, iş, cuma gecesi otobüs yolculuğu, cumartesi-pazar inşaat, pazar gecesi tekrar İstanbul’a dönüş… can mı dayanır? Dayanır, insan istediklerine yaklaştıkça nereden geldiği bilinmeyen bir güçle doluyor.

 1-inşaat-11

90’ların başında moda olan ve herkesin elinden düşürmediği “tetris” diye bir oyun vardı. Taş ev inşaatı bu oyunun tonlarca ağırlaştırılmış versiyonu gibi. Taşlar döndürülüyor, çevriliyor, uygun yerlere yerleştiriliyor, gereğinde hafiften yontuluyor, sonra yerleşiyor. Duvarlar yükseldikçe tıpkı tetristeki gibi oyun da bitmeye yaklaşıyor, tetristen en önemli farkı ise taş yerleştirecek yer kalmadığında oyunu kazanan taraf biz oluyoruz.
Taşlar görüldüğü gibi her yerde düzgün değil. Tamamı dikdörtgen prizma şeklinde taşlardan yapılan binalar en iyisi olsa da elimizde o kadar düzgün taş yok, almayı düşünmedik hiç, düşünseydik de gücümüz yetmezdi ayrı konu. Bu durumda eldeki düzgün taşları evin köşelerinde, kapı ve pencere kenarlarında kullanıyoruz. Diğer taraflarda ise moloz taşların yüzlü taraflarını dışarıya, yamru yumru taraflarını da içe denk getiriyoruz. Taşların harçla buluşacak yüzeylerinin arızalı olması da istenen bir şey zaten. Bu nedenle düzgün yüzeyler dahi biraz tırtıklansa iyi olur.

Kullandığımız harca ise birazdan geliyorum ama taş yapılarda en önemli şeyin harç değil, taşların dizilişi olduğunu söylemek gerek. Taş ev yapımı geleneksel mimari üsluplardan biri olsa da son zamanlarda yapılan taş binaları incelediğimde taşların dizilişlerinden çok çimentoya güvenilerek yapıldıklarını görüyorum.

2-inşaat-11

Kimi yapılarda her m2 başına birkaç hata bile olabiliyor. Bu işler eskiden böyle değilmiş. Harç yerine çamur, saman karmasının kullanıldığı çoğu köy evinde bile hatalı dizilişler yok denecek kadar az. Doğru dizilişte dikkat edilecek pek çok şey varsa da işin temeli şöyle: Taşlar üst üste geldiğinde dikey kenarları birleşerek çizgi oluşturmamalı. Yerine ve taşın şekline göre alttaki taşın biraz sağına veya soluna oturtulmalı. Tabii ki daha iri taşların yanında daha küçük olan iki taş üst üste geldiğinde iri taşların kenarına denk gelen yerlerde böyle çizgiler mecburen oluşuyor ancak bu başka bir şey. Problem değil. Aynı şey duvarın kalınlığı oluşturulduğunda da geçerli. Bu birkaç noktaya dikkat edilerek örülen ve birbirini kilitleyen taşlar binanın tamamını tek bir taş haline getiriyor.  Yukarıdaki çizimi bu karşılaştırmayı anlatabilmek amacıyla yaptım; yanlış olan duvarda hatalardan yalnızca birini işaretlediysem de daha pek çoğu var; sizlere bıraktım.

Gelelim kullanılan harca. Bilindik çimento+kum harcı yerine taş tozu+kiremit tozu+kum+kireç+çimento karmasını kullandık. Kireci bir küsur sene önce açtığımız bir çukurda söndürmüş ve kıvamını bulmasını beklemiştik. Diğer malzemeleri ise inşaat başlayınca tedarik ettik. Bu karışım ilhamını horasan harcından aldı. Farklı malzeme karışımlarını farklı miktarlarda deneyen arkadaşımın ulaştığı sonuçlara hazırdan konmuş oldum. Aslında yapılan deneylerde çimento koymadan da bildiğimiz betonun sağlamlığına ulaşıldı; yine de sonuçta başımızı sokacağımız bir ev yapıyoruz; gereksiz görsek de ekledik. Kiremit tozu ise olmazsa olmazlardan. Kirecin suyunu çekip şiştiğinde muazzam bir bağlayıcı oluyor. Kiremit tozu nasıl tuğla kiremit fabrikalarının yan ürünüyse, taş tozu da taş ocaklarının yan ürünü. Kaba olanı da var incesi de; biz kaba olanından kullandık ki zaten içinde toz zerreleri gibi ince kıvamlısı bir arada bulunuyor.

3-inşaat-11

Bahçeden mutfağa açılan kapı. Solda görünen incir yaprakları evde yaşam başladığında mutfaktan çıkanlara gölge verecek. Nisan sonu veya mayıs başlarında da reçellik incir; kendisi ilek inciri veya erkek incir denilenlerden. Olgunlaştığında ballanmıyor, tatlanmıyor, içi boşalarak düşüyor. Bu nedenle henüz olgunlaşmadan toplanıyor ve nefis incir aromalı reçellere dönüşüyor. Önce mutfak bir bitsin de…

EKİM

4-inşaat-11

Bu arada İstanbul’a gelmeler gitmeler devam ededururken Ekim ayına geldiğimizde de birinci kat bitti, yatay hatıllar demirlerin bağlanması ve harcın dökülmesiyle dört duvarı kelepçeledi. Oda bölmelerinde bildiğimiz inşaat tuğlalarını kullandık. Başlangıçta bu bölmeleri bağdadi sistem yapmayı düşünmüştük ancak yoruldukça fantezilerden vazgeçiyoruz. Zaten taşımız da yetmiyor. Hemen bir araştırma yaptık. Aynı renklerde taşı olan yıkılmış bir ev bulamadık ancak pembeden çok griye dönük renkleri olan bir yıkıntı bulduk. Daha önce aldığımız köyün komşu köyünde. Anlaştık ihtiyacımız kadarını (dört kamyon) biz, diğer kısmını da başka bir arkadaş aldı ve taşlar bitmeden çözdük problemi. Bu durumda toplamda 10 kamyon andezit, bir kamyon da subasman için aldığımız Güre taşıyla inşaatın ihtiyacını karşılamış olduk.

5-inşaat-11

Geçtiğimiz sene meyvelerini afiyetle yediğimiz nar ağacımız bu yıl köklerinin zarar görmesi ve açıkta kalmasından dolayı bir tane bile nar vermedi. Birkaç çiçek açtıysa da meyve tutamadı. Düşündüğüm gibi her fırsatta suladım ve neyse ki kurumadan yazı geçirdi. Bu küçük narcıklar ise onun geçen yılki tanelerinden. Etrafını çevirdim ancak inşaat yakınında olduğundan riskli bölgedeler. Bu arada inşaat sırasında koca bir taş yuvarlanarak daha önce “Ateş ve Çay”da bahsettiğim selviye çarptı ve fena halde yamulttu. Düzelttim ve destekledim. Şu an iyi.

 

KASIM

6-inşaat-11

Kasım ayının ortasında ikinci katın da ortasına geldik. Her yer inşaat, her yer taş. Şantiye alanının darlığı dolayısıyla sahaya gelen her malzeme sıkış tıkış yığılıyor, ortalık ana baba günü oluyor. Buranın eski hali aklıma geldiğinde “ne yapıyoruz!” diye sorsam da sonrasında toparlanacağını bildiğimden pek sorun etmiyorum.

7-inşaat-11

Kat arasındaki madeller de yerleştirildi. Reçinesiz veya çok az reçineli karaçamdan. Yağmurdan ıslanmaması için naylonla sardık şimdilik.

 8-inşaat-11

Bu fotoğraf da diğer cepheden. Bir set alttaki hafriyat toprağının yarısından fazlasını temmuz ayında dağıttıysam da üst bölümü hala 1.5 m’ye yakın bir kalınlıkla orada. Belki orada bırakırım, fakat bu durumda bir ara set duvarının daha yapılması gerekir.  Zeytin fidanlarından biri ise bir metresine kadar toprağa gömülü halde. İlk fırsatta etrafını açmalıyım. Şu an için düşecek taşlara karşı bu toprak yığınının onu koruduğunu düşündüğüm için öylece bırakıyorum.

İnşaatı birkaç saatliğine bırakarak başka bir işle de ilgilendim. Çok keyif aldığım bir iş. Fidan dikmek. Kasım ayında fidan dikmemek olmaz. Bu mevsim dikilen fidanlar ilkbahar dikimlerine göre her zaman avantajlı oluyorlar çünkü toprak tam anlamıyla soğumadığından kökler çalışıyor ve ilk adaptasyonları sağlanıyor. Yeterli yağmur yağmışsa ekim ayı da gayet iyi.

İki ay önce bayram tatilinde Eğirdir’e gitmiştik. Eğirdir Orman Fidanlığı’na da uğramıştım. Türkiye’de yabani meyve ağaçlarının fidanlık tekniklerini geliştiren Hazin Cemal Gültekin kısa bir süre önceye kadar bu fidanlıkta görevliydi; telefonda konuştuk Adapazarı’na Kavakçılık Enstitüsüne geçmiş, görüşemedik ama yine de yetiştirdiği fidanlardan benim için çok özel ve önemli olan bazılarından otobüsle taşıyabileceğim kadarını hediye ettiler: Dört andız(Arceuthos drupace), bir alıç (Crateagus orientalis), bir çitlenbik(Celtis  sp.), bir hünnap(Zizyphus jujuba). Andızlar üç yaşlarını doldurmuşlar, 35 cm civarında boyları var; alıç, çitlenbik ve hünnap ise henüz ikisinde, boyları da bir karış kadar. Andızları getirdim ve diktim. Fotoğraflarıyla birlikte onlar hakkında anlatmak istediğim şeyleri başka bir zamana erteliyorum. Andızlardan başka üç de selvi (Cupressus sempervirens) diktik. Onları Ezine Orman fidanlığından aldık. Biri üç yaşında ve 70 cm boyunda, diğer ikisi iki yaşında, 35 cm boylarında. Küçüklerden biri sınıra, diğer ikisi nispeten ortalara yerleştiler. Selviler ve andızlar. Toroslar’da andıza ak andız, selviye de kara andız derler. Hayırlı uğurlu olsun; mutlu olacaklarını düşünüyorum ve böyle düşünmek iyi geliyor, bir tür bağ kuruluyor aramızda. Bu arada andızlardan ikisi ve arkalarına, sınır tarafına diktiğim selvi daha önce tasarlamış olduğum Akdeniz bahçesinin öncüleri oldular. Birkaç ağaç daha var aklımda. Onları da aynı yere diktiğimde tamamdır. Bunların dışında biri tohumdan kendi yetiştirdiğim, biri de aşağıdan fidanlıktan aldığım iki nar diktim. Fidanlıktan aldığımı daha önce diktiğimin yanına, tohumdan yetiştirdiğimi ise sınıra yakın bir yere.

9-inşaat-11

Ve kasım sonu, duvarların da sonu. En üstten binayı kelepçeleyen gizli hatılın demirleri bağlanmış, harç dökülüyor. Tetris bitti, oyunu biz kazandık. Kazasız belasız, daha doğrusu büyük kazasız belasız atlattık bu işi. Düşmeler, taş düşürmeler, çarpmalar oldu ama kalıcı hasar bırakmayan kazalardı bunlar çok şükür. Sırada çatı var…

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

7 Responses to “TETRİS” eylül, ekim, kasım 2011

  1. nalan cantav dedi ki:

    bundan daha zevkli bir tetris olamazdı herhalde. fidanlarla kurduğunuz bağı ben buradan okurken bile hissedebiliyorum. ne mutlu hem size hem de arazideki tüm canlara…

  2. günay dedi ki:

    Zor işler…..Ama üstesinden gelebilmek ayrı bir mutluluk olsa gerek. Bana yapılmış gibi sevindim,
    “Aaa..! bitmek üzere.” diye düşünürken 🙂

    Güle güle oturun.

  3. taslibahce dedi ki:

    Sağolun; güle güle oturuyoruz 🙂

  4. ali erdogan dedi ki:

    ayvalık yakınlarında köyde küçük bir arsa aldım. taş ev yapmak istiyorum . neler yapmalıyım ve nerden başlamalıyım. bilgi verebilirmisiniz

  5. müberra dedi ki:

    şimdi sizin yazınızı dıkkatlıce okuyorum bazı sorularım olacak
    1- ben bır tas ev alıcam ama onu tadılat yaptırmak ıstıyorum sızın ustalarınız gördüğüm kadarıyla bu işi bilen kişiler onlara nasıl ulaşa bilirim
    2- evınızın malıyetı toplamda ne kadara mal oldu sız bunları muhasebeleştırdıgınızı düşünüyorum şimdiden teşekkürler kullandıgınız malzemeri not aldım diğerlerinide döküman olarak verirsenız banada ışık tutmuş olacaksınız tesekkur ederim ıyı günler huzurla sağlıkla oturmanızı dilerim…

    • Davut dedi ki:

      Nerde taş ev yapacıksınız bende yapıyorum
      Marmaris ve çevresinde her türlü yardımcı olurum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s