Kökler Salınıyor -Haziran 2011-

Bir heyecan, bir koşturma almış başını gidiyor. Niyetle başlayan, gözlerle aranan, ellerle toplanan, çizilen ne varsa eve dair, işte onların temeli atılıyor artık.

haziran11-01
Haziran başında hafriyat yapıldı, hafriyat toprağı alt sette koca bir tepe oluşturdu. Nereden bakarsak bakalım her yer tanınmayacak hale geldi. Göktaşı düşse böyle olurdu! Bu yerin daha önce keçi ağılı olması ise tek teselli. Aksi halde pek çok ağaç olur ve dolayısıyla da zarar büyük olurdu. Yukarıdaki bu fotoğraf durumu göstermek için oldukça uygun ancak subasman yapıldıktan sonra çekildi. Şimdi geriye dönerek temel öncesine bir bakalım:

haziran11-02

Hafriyattan sonra kalıplar çakıldı, “bohça” tabir edilen su izolasyonu yapıldı, yani hatıllar her yandan membran ile sarıldı. Islak zemin olacak yerlerin de toprak ile teması yine membran ile kesildi, arkasından da temel atıldı. Sonrasında su basmana kadar moloz ve çakılla dolacak olan sekiz gözlü bir temelimiz oldu. Soldaki iki göz mutfak, ortada bize yakın olan göz banyo-tuvalet, bize uzak olanı giriş, sağdaki dört göz ise oturma odası olacak. Oturma odası olacak gözlerin tabanı membran kaplanmadı, toprakla teması kesmedik. Bu yöntemle binanın hava almasını ve toprak ısısıyla bağlantıyı sağlayacağını düşünüyoruz, ki geleneksel mimaride de var bu. Tüm eski köy evleri böyle.

haziran11-03

Hatılların kimi yerlerine de diklemesine, kama gibi taşlar soktuk, su basmanı dişlesinler diye.

haziran11-04Beton döküldükçe bu taşların alt yarısı beton temel içinde kalırken üst yarısı da açıkta kaldı. Daha sonra subasmanın örülmesiyle de temel ile binanın su basmanı kenetlenmiş olacak. Çok gerekli mi? Emin değilim ancak böyle bir bilgi mevcut ve akla da yatkın olduğu için kullandık.

haziran11-06
Bu arada sol yanda görülen biricik narımızın kökleri açıkta kaldı. Bu yaz her fırsatta sulayarak hayata tutunmasını sağlamak görevlerimden biri olacak.

haziran11-05
Su demişken, temel kazıldığında ince ince kayalardan sızan bir suya denk geldik. Fotoğraftaki koyu leke ıslanmış kayaları gösteriyor. Muhtemelen yakın zamanda kurur. Kurumazsa biraz kurcalayıp gözü bulur, hortum bağlarız; keşke olsa böyle bir şey çünkü su ihtiyacı inşaatla birlikte arttı ve sonrasında da her an lazım olacak. İnşaatta gerekli olan suyu arazinin arka tarafındaki derecikten temin ediyoruz şimdilik. Daha yüksek bir kottan hortumla suyu buraya getiriyoruz ancak derenin suları oldukça azaldı. Taşıma suyla değirmen döndürmeye başlamak yakındır.

haziran11-07

Ve kamera arkası. Sol yandaki arkadaş Burhan; inşaat ondan soruluyor; yola kurduğu çalışma masası aynı zamanda inşaatı gözleme noktası. Diğer arkadaş ise ziyarete gelen Aykut; Fuku Oka’nın “Ekin Sapı Devrimi”ni Türkçeye kazandıran arkadaş. Hanımlar da gelişmeleri izliyorlar…

haziran11-08

Ve bu da inşaatla ilgilenmeden sıcakların keyfini çıkaran kendine münhasır bir çiçek. Arazinin, hatta tüm bölgenin bence en tuhaf çiçeği. Çiçeklerin şahmaranı “yılan yastığı”. Anadolu coğrafyasında birbirine az çok benzeyen ve aynı adla anılan birkaç cins (En tanındık cinsler Arum sp, Dracunculus sp) ve bu cinslerin de pek çok türü var. Bildiğim kadarıyla hepsi zehirli ancak bazı yörelerde bazı türlerin kaynatma ve suyunu dökme gibi işlemlerden geçirdikten sonra yenildiğini okumuştum. Onlara gelinceye kadar yenilecek çok şey olduğundan yemeyi düşünmüyorum. Bu arada bahsettiğim türler “Arum”lar, bizimki bir Dracunculus (D. vulgaris). Ege’nin iki kıyısına has bir endemikmiş. Yılanyastığının Arum türlerinden olup daha küçük ve gösterişsizlerine ise İstanbul civarındaki kuytu ve nemli yerlerde rastladığım oluyor. Çocukluğumdan bu yana onlara her zaman biraz korkuyla bakmışımdır. Annem bu bitkileri gördüğümüzde bize onlara yaklaşmayın, yılanların yatağı onlar derdi. Biz de biraz uzaktan bakar, yolumuza çıkmışlarsa yolumuzu değiştirirdik.

haziran11-09Foto: http://flowersofymittos.blogspot.com.tr/2012_07_01_archive.html

Henüz meyvelerini fotoğraflayamadım. Yukarıdaki fotoğraf Yunanistan’da çekilmiş. Çiçek geçtikten sonra ortaya çıkan meyveleri de görüldüğü üzere hayli ilginç; parlak yeşilden parlak kırmızıya dönen, soyulmuş bir mısır koçanı gibi.

Unutmadan fidanlardan da bahsedeyim. Ocak ayında diktiğimiz kızılçam, kocayemişler, selvi, biberiye ve keçiboynuzları iyi durumda. Defnenin ve narın yaprakları pörsümüştü, tam zamanında suladım. Elmaları ise bir şeyler yemiş, yalnızca ikisi kalmış. İnşaatın alt setindeki erik ağacı ise bol bol erik yapmış; olgunlaştığında afiyetle yeriz. Afiyetle yerken de subasman çıkılır, arkasından da tatil bitene kadar belki ilk kat biter; umuyor ve heyecanla bekliyorum.

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

8 Responses to Kökler Salınıyor -Haziran 2011-

  1. Ozi'nin Babası dedi ki:

    Hocam kolay gelsin. Merakla yeni yazılarınızı bekler oldu, haberiniz olsun.

  2. didem dedi ki:

    Şİmdi çok ilerlediğini tahmin ettiğim evinizde güle güle oturun. Yılan yastğı ilk defa duyduğum ve gördüğüm bir bitki çok ilginçmiş. Yazılarından çok şey öğreneceğiz 🙂

  3. Emel Çelik dedi ki:

    Didem Hanım’a katılıyorum. Evet yazılarınızdan çok şey öğreniyoruz ve öğreneceğiz. Tekrar teşekkürler.

  4. günay dedi ki:

    Evet, anlatım iyi olunca bilmediklerimizi de öğrenerek keyifle okumak kalıyor bize. Ellerinize sağlık.
    Ben kökü ikiye ayrılan elmanın akıbetini merak ettim yalnız. Belki de yaşama dönmeyi başarmıştır diye umuyorum.

    • taslibahce dedi ki:

      Maalesef, gitti güzelim elma. Civarda benzerini de bulamadım; aynısını dikmek istedim o da olmadı. Muhtemelen tohumdan kendi çıkan bir elmaydı ki çıktığı yer eski set duvarında iki taşın arasıydı; yani dikilmemiş ama korunmuştu, ta ki biz gelip yok edene kadar…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s