Şöyle, Böyle veya Öyle -Temmuz 2010-

Temmuz ayının tamamını arazide geçirmeyi düşünmüştüm. İlk olarak, çok kolay bağlayabileceğimizin söylendiği suyun bağlanma durumlarını inceledim; beş köyün ortak suyu olduğu için her muhtarla görüştüm, toplandık, konuştuk, tartıştık… Olmuyor. İkisi tamam derken diğerleri olmaz diyor. Yine de, “önce evi bir yap da bakarız” gibi laflar da dolaşıyor. Öyle görünüyor ki, doğal bir kaynak suyunun olmayışını görmezden gelmenin cezası artık başlıyor. Arazi köyün yakınında, “köy civarı mevkii”nde de olsa imarlı değil. Dolayısıyla suyun bağlanmasında yasal bir hakkım yok gibi. Fakat diğer yandan, “yasal yollarla evini yap, iskan al, gel bakarız” gibi sözler de var. Bunları cebime koyarak diğer yolları aramaya başlıyorum.
Arazinin civarında suyu olan yerler aradım almak için. Hem geleneksel yollarla, hem de modern cihazlarla su arayanlarla yaptım bu işi. Sonra bilgileri birleştirerek işime yarayacak birkaç yerin durumunu araştırdım. Biri çok hisseliydi olmadı, hisse sahipleri anlaşamadı; diğeri çok para istedi, bir diğeri ise köyün en yaşlılarından bir ninenin üzerine kayıtlıymış ve bir süredir satmak istiyormuş; görüşmek istedim, görüştük, elini öptüm, “hayrını gör” dedi. Uygun bir zamanda tapuya gittik ama belli bir yaşın üzerindekilerden sağlık raporu isteniyormuş; zamanım azaldığı için köyden bir arkadaşa vekalet verdim; ben İstanbul’a döndükten sonra alındı tapu. 300 m2 kadar bir yer. Bir incir ve çınardan başka bir şey de yok ancak 2 m alttan su geçiyormuş. Bunu bakır çubuklarıyla saptayan kişi bugüne kadar yanılmamış; kiminle konuştuysam “var diyorsa vardır” dediler. Bu küçük yer, araziye 150 m uzaklıkta. Bir boru hattıyla burada açılacak olan kuyudan su getirmek yerçekimiyle mümkün olacak. Yapılacak evin çatısından da suyu hasat etmek mümkün, üstteki yoldan akan yağmur suları da toplanabilir…
Ev için düşündüğümüz planlar ise sil baştan durumuyla karşılaştı. Adatepe’de kendi evini inşa eden arkadaşım Burhan tek göz bir ev planımızdan vazgeçirdi bizi. Bizim düşündüğümüz şey, tek göz yuvadan sonra ihtiyaç duyduğumuz taktirde daha aşağıya daha büyük bir ev yapmaktı. Burhan ise kendi ekibinin yardımcı olacağını, izinli yapacağımız için de tekrar bu izinleri almanın zor, gereksiz ve masraflı olduğunu söylemekle başlayıp daha başka mantıklı nedenlerle fikrimizi değiştirdi. Biz bu arada, tek göz yuvayı izinsiz yapacağımızı düşünmüştük; ancak riskli olacağını, şikayet olursa başımızın ağrıyacağını da düşünmeye başlamıştık çok geçmeden. Ayrıca, resmi yaptığımızda, kesin olmasa da suyun bağlanma olasılığını değerlendirebiliriz ve bu da bir etken.
Tüm bunların anlamı ise şuydu: Düşündüğümüz zamanın üzerine fazladan 2 yıl daha İstanbul! Kabul ettik ve bu yönde planlarımızı hayata geçirmeye başladık. Bu durumda, her şey planlandığı gibi giderse 2013’ün temmuzu, yok eğer gitmez de bütçeyi aşarsak 2014’ün temmuzu. Yani en fazla 4 yıl daha İstanbul. Hadi hayırlısı.

Image

Durumlar böyle olunca temmuz ayımı arazide geçirmek yerine arkadaşın inşaatında geçirdim. Bu işler nasıl oluyor, maliyet, teknik, ustalık, işçilik, yasal gereklilikler vb. işlerle ilgili bilgi sahibi olmaya başladım. Gözlerimi -kelimenin tam anlamı ile- inşaatla kapattım, inşaatla açtım. Bir yandan da kendi evimizin planlarını çizmeye başladım. İstanbul’da devam edeceğim kesin. Şimdilik şu kadarından eminim: Taş ev.
Niye taş: Civar bölgede bulmak kolay, sağlam bir malzeme, taş evin bakımı kolay, ustası var, uygun taş seçilirse izolasyon özelliği iyi, estetik bakımdan güzel ve bölge mimarisiyle uyumlu yani geleneksel.
Dezavantajları: Ağır işçilik, riskli ve uzun inşaat süreci, bu özelliklerden dolayı artan maliyet, dikkat edilmezse hatalı dizilişlerin sakıncaları…
Bu kararların ardından bölgede mimar araştırmasına girdik. Biriyle anlaştık. Çizimlerimi gözden geçirdikten sonra tekrar görüşmek üzere ayrıldık.

Image

Ve temmuz ayında arazide tek yaptığım iş keçiler nedeniyle kuruyan yirmi kadar zeytin fidanının gövdelerini kesmek ve etrafına üç kazık çakarak kafes teliyle çevirmek, en üste de dikenli tel dolamak oldu. Bunu yapmamın nedeni şu: Kuruyan fidanların anacı delice, yani yabani zeytin üzerine aşılanmışlar; diplerini kontrol ettiğimde de yeni yeni patlayan sürgünleri gördüm. Fotoğrafa dikkatli bakıldığında henüz bir karışı bulmayan sürgünleri görmek mümkün. Amacım bu yabani sürgünleri koruma altına alarak üç dört sene sonra aşıya geldiklerinde muhtemelen çok sayıda olacak gövdelerden bazılarını seçerek aşılamak. Köydekilerin verdiği akıl ise bunları kökünden sökerek yerlerine yenilerini dikmek oldu. Yaz boyunca iki haftada bir sulayacak durumum şu an için yok. Öte yandan böyle bir şeyi de zaten istemiyorum. Henüz canlılar ve birkaç sene içinde hiçbir bakıma ihtiyaç duymadan kendilerini toparlayacaklar çünkü beş yıl önce dikilmişler, yani beş yıldır kök salıyorlar; mecburi bakım evrelerini çoktan atlatmışlar. Arazinin etrafını çevirmek ise tüm fidanlar için en uygunu olacaktır ancak burada sınır bitkileri olarak bırakılmış pek çok çalı ve ağaç var zaten. Aralardaki boşluklara yenilerini dikerek uzun vadeli yeşil bir çözüm en iyisi olabilir. Daha önce yazmıştım bu konuyla ilgili birkaç fikrimi. Henüz karar veremediğimden erteliyorum ve idareten bazı ağaçları korumakla yetiniyorum.
Ocak ayında diktiğimiz üç fıstık çamı ve bir nar ise iyiler. Onları da telle çevirdim. Nar az daha gidiyormuş, tam zamanında suladım; iki haftada bir 10 lt su verdim. Fıstık çamları ise gayet iyiler; yalnızca bir kez su verdim.

Image

Otları ise olduğu gibi bıraktım. Biçilmediler. En az iki sene biçmemeyi, daha doğrusu tamamen kuruduktan sonra biçmeyi düşünüyorum, yaban otları çoğalsın, toprağın açık yaraları kapansın diye. Otlar taze iken biçildiğinde bünyelerindeki azotun ve diğer besi maddelerinin diğer bitkilere yarayışı en iyi şekilde mümkünse de benim amacım yabani ot çeşitliliğinin artmasına yardımcı olmak. Bu nedenle çiçeklenmenin ve tohuma kaçma işinin bitmesini bekliyorum. Kuruduktan sonra biçmeden bırakmanın ise amacımla ters düşen bir yanı yok ancak yangın tehlikesine karşı tamamen kuruduklarında biçmek ve parçaları yerde bırakmak riski oldukça azaltacaktır. Bu kuru mevsimde hemen her otsu bitki sararıp kururken fotoğrafın sol alt köşesinde görünen hatmi ise yeni yeni çiçeklerini açıyor. Toz pembe renkli çiçekleriyle arazinin her yanında görünüveriyorlar. Onlara nasıl dokunulur, nasıl biçilir? Temmuz başında çekilen bu fotoğrafın sağ yanında kendilerini gösteren ve hiçbir yerde istenmeyen uzun boylu deve dikenlerini de bırakıyorum.

Image

Onların da dikenli tomurcuklarından açılan yabani mi yabani, mor mu mor çiçekleri, üzerlerinde de tombul mu tombul, tüylü mü tüylü aşıkları, bombus arıları var ama dokunmamamın asıl nedeni başka. Onlar güçlü ve derine inen kökleriyle aşağılardaki inorganik maddeleri çekmekte ve sonra da çürüdüklerinde toprağa eklemede çok başarılılar. Bir yandan toprağın derinliklerinden gelen inorganik maddeler, bir yandan da kendi organik bedenlerinin çürümesiyle oluşan katkıları. Toprağın altlı üstlü döngüsü…

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

17 Responses to Şöyle, Böyle veya Öyle -Temmuz 2010-

  1. erol dedi ki:

    biraz aceleci bir soru olacak ama buraya yerleştikten sonra maişeti nasıl sağlayacaksınız.
    adınıza tüm hayallerim burada kilitleniyor işte.
    tahminim istanbul’a dönüyorsunuz ve haftalık tatillerde buraya uğruyorsunuz ki siz de belirtmişsiniz bunu. bir önceki mesajıma cevap vermiştiniz buradan, yalnız bu hususi bir soru oldu. buradan olmaz sanırım, dilerseniz mail olarak cevap verin yoksa gözüm başım üstüne

    • taslibahce dedi ki:

      Erol bey, bu blokta asıl istediğim “toprak”ta yaşama doğru uzanan yoldaki taşlı topraklı deneyimlerimizi aktarmak. Ancak, diğer taraftan size hak veriyorum, sizin gibi bizim de çok düşündüğümüz bir “mevzu”. Eminim pek çoğumuz için de bu böyledir. Bu nedenle elimden geldiğince anlatmak isterim.
      Öncelikle bu plan “karar verdik hadi yapalım” şeklinde olmadı. Kendimi bildim bileli her adımımı topraktaki yaşama odakladığım uzun vadeli bir plan. Başlangıçta her şey kafamda daha kolay ve yakınken, evlilik ve kızımızın varlığıyla birlikte “zor ve geç” değil ama daha “hesaplı ve olgun” planlamalar gerekti. Eşimle birlikte şu an oturduğumuz daireyi aldık. Küçük ancak kira geliri bize rahatlık sağlayacaktır veya elden çıkarırsak başka bir şekilde kullanabiliriz, şu an kararını vermedik. Bu arada son on yılımız evden işe, işten eve mekik dokumalarıyla geçti ve nihayetinde bu yıl büyük bir aksilik çıkmaz ise işyerinden ayrılıyorum. Eşim ise iki yıl önce çocuktan dolayı ayrıldı zaten.
      Orada, ilk bir yıl boyunca eşim ve kızımızla yalnızca toprakla uğraşarak İstanbul’un bozuk ritmini üzerimizden atmak istiyoruz. Sonrasında bir durum değerlendirmesi yaparız. Bize göre işin anahtarı yetinebilmek ve ne istediğimizi bilmek. Basit ve aracısız bir hayat istiyoruz. Şu an yaşamak için başka işler yapıyor, başka işlerden para kazanıyor ve bunu temel yaşamsal ihtiyaçlarımız için harcıyoruz. Amacımız aradaki bu “başka işler”i çıkararak yalnızca temel ihtiyaçlarımız için çalışmak. Yani, tarımsal üretim, evin ufak tefek tamirleri vb. Başka bir deyişle yiyecek ve barınak. Şu anki giyeceklerimiz ise yıllarca yeter sanırım. Bunun dışında kalan pek çok ihtiyacımız da var ve olacaktır. Onları da bir yılın ardından düşünürüz. İstanbul’daki evden gelmesi muhtemel kira geliri kimi ihtiyaçlarımızı karşılayabilir ancak öyle olsa da seveceğimiz uğraşlar bulmayı ve bunlardan para kazanmayı düşünebiliriz. Şu an gerçekten bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey varsa o da bu hayatı denemek istediğimiz.
      Pek çok bilinmezliğe rağmen böyle düşündüğümüz için “cesur” sayılabileceğimiz gibi, yaptığımız pek çok plandan dolayı “korkak” da sayılabiliriz. Sıfatları bir kenara koyar isek şunu söylemek isterim: İstanbul’un yalan dolanından, karmaşasından, gürültüsünden(…) çok ama çok sıkıldık; basit, sade, dolaysız, dolambaçsız bir hayat istiyoruz. Bu hayat için tüm alışkanlıklarımızı değiştirmeye hazır ve razıyız, toprak anaya güveniyoruz, zorluklar olacaksa da kimi zaman inatla kimi zaman uyumla bu zorlukları aşmaya niyetliyiz. Bunlar bizim düşüncelerimiz ve bizim modelimiz. Böyle bir hayata daha başka modellerle başlayanlar da var. Sistemden çıkanlar, parayı kullanmayanlar da var. gemileri yakıp gidenlere her zaman büyük saygı beslerim. Biz gemileri yakmadık, limana demirledik, belki bir gün kızımız binmek ister, bilemeyiz. Umarım sorunuza bir cevap verebilmişimdir; hoşça kalın…

  2. Emre dedi ki:

    Gercekten cok guzel bi yazı olmuş severek ve heyecanla okuyorum teşekkürler.

  3. erol dedi ki:

    bir ev sahibi olduysanız, borçla(en kötüsü) yahut borçlanmadan, zaten sisteme verebileceğiniz en kuvvetl nefesi verdiniz. alacağını aldı sizden.

  4. Emel Çelik dedi ki:

    Sorulara verdiğiniz cevaplar o kadar içten ve yalın ki. Gönlünüzden geçenlerin en iyisinin olmasını can-ı gönülden diliyorum.

    • taslibahce dedi ki:

      Gönülden teşekkürler sevgili Emel; açıkçası herşeyi doğru yapamadığımızın farkındayız; bazen doğruyla yanlış kardeş oluyor; ayrım yapamıyoruz. Hatta kimi zaman ikisi bir arada oynarken doğru diye seslendiğimiz “ben yanlışım”, yanlış diye seslendiğimiz de “ben doğruyum” diyiveriyor; biz anlayamadık; anlayana aşk olsun…

  5. oz26 dedi ki:

    Hay allah… Tamda planlarımı ertelemişken, yeniden kurt düşürdünüz içime. İyi ki varsınız.

  6. taslibahce dedi ki:

    Pek anlamadım ama, siz de iyi ki varsınız 🙂

    • Murat ÖZ (TezzMertek) dedi ki:

      Çok eski mesaja benzer yanıt.
      Bende eğimli arazi hayalinde idim.
      Uygun şartlarda uygun bir bağ bulunca zorlanarak da olsa satın aldım ve bahçe planımı uygulamaya soktum yavaş yavaş emekleyerek zaman içinde.
      Ve lakin,
      Dün bu bloğu okumaya başladım yine eğimli arazi heyecanlarım depreşmeye başladı.
      🙂

  7. Nevin Direk dedi ki:

    Çocukluğu İstanbul’un göbeğinde köy hayatını yaşayıp, inek güderek geçmiş bir kişi olarak,
    şu anda buralarda boğulmak üzereyim. Sizin ve Meyvelitepe’nin gerçekleştirdiklerini bir gün gerçekleştirebilmek hayaliyle katlanabiliyorum bu şehre. Ben de Ayvacık sınırları içinde dağ köylerinde (Çünkü gücüm ancak oralara yetiyor.) yerler baktım bir kaç kez. Ama tam beğeniyorum bir yer, ya kadastral yolu yok, ya elektrik çok uzak, ya da su meselesi büyük bir sorun olarak duruyor. Deniz manzarasını arzulamak ise bir hayal zaten. Ben biriktirmeye çalıştıkça fiyatlar benim biriktirme hızımdan daha süratli artıyor. Çabalıyorum ama yılmıyorum. Olacak bir gün biliyorum. Siz başarma azmimi canlı tutuyorsunuz. Yaptığınız seçimde mutlu olmanızı diliyorum.

    • taslibahce dedi ki:

      Teşekkürler, yılmayın, iyi niyetlerinizin önü açık olsun…
      Ayvacık dağ köylerini düşünüyorsanız ve karar verdiğiniz bir yer olursa bizi de haberdar ederseniz yerin amacınıza uygunluğunu veya başka açılarını değerlendirebiliriz; pek çok açıdan tanıdığımız bir yöre. Yardımcı olabilirsek seviniriz…

      • Nevin Direk dedi ki:

        Aralık ayında tekrar geleceğim Ayvacık’a. Demirciköy ve Ahmetçe Köylerinde bazı emlakçılarla temasa geçmiştim daha önceki gelişlerimde. Yine onlar kanalıyla bulmaya çalışacağım gönlümüze göre bir yer. İletişim bilgilerinizi mail adresime gönderebilirseniz sizin tecrübe ve tavsiyelerinizi de dinlemek bizim için çok yol gösterici olacaktır.

  8. taslibahce dedi ki:

    Mail adresinizi öğrenebilir miyim?

  9. günay dedi ki:

    Merhaba Sn Taşlıbahçe,
    Tesadüfen rastladım ve az önce abone oldum. Aslında yazacak çok şey var da. Yani kente ait hissetmemekten tutun da her geçen gün katlanarak artan doğayla iç içe yaşamak özlemine kadar…Biraz okudum. Eviniz, bahçeniz, yetiştirdiğiniz sebzeler vs. Çok heyecanlandırdı. Hayran olmamak imkansız. İçtenlikle kutluyorum.
    Böyle bir yaşamı tabi öncelikle alt yapısını hazırlayabilmek tüm hayalim.

    Mutluluklar diliyorum.
    Saygılarımla…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s